Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam25
Toplam Ziyaret327171
 Merkez  Kitabevi - Galip  İLHANER 

Adı SELAM olsun – Galip İlhaner 29 Aralık 2019 VAN

Adı SELAM olsun – Galip İlhaner 29 Aralık 2019 VAN


 Adı SELAM olsun – Galip İlhaner 29 Aralık 2019 VAN

Adı SELAM olsun – Galip İlhaner 29 Aralık 2019 VAN

 

 

Öncelikle yerli otomobilimiz hayırlı olsun.

Dünyanın makam  aracı olabilecek otomobilimiz, nihayet üretime başlıyor.

Yerli otomobilimiz, 27 Aralık Cuma günü, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katıldığı bir törenle, Gebze Bilişim Vadisi’nde bütün dünyaya tanıtıldı.

Önerim:

Yerli otomobilimizin adı,  SELÂM olsun!

Bütün dünyaya SELÂM verelim.

Bütün dünya SELÂM'ımızı alsın.

SELÂM'ı bütün dünyaya yayalım.

*

Yerli ve yerliye olan güven artıyor.

Yerli otomobil, muhteşem bir etki yaptı. Kendimize olan güvenimizi bir kat daha arttırdı.

Biz yapamayız, üretim Avrupa, Batı, … Japon, … işidir önyargısını tamamen yıktı.

Yıllardır içimize yerleştirilen biz yapamayız kompleksini tamamen yerle bir etti, parçalattı ve tarihin çöp sepetine attı.

Bu hamle ile gelişmekte olan ve geri kalmış olan bütün ülkelere de örnek olacağız.

Dünya uçan evler (araba, …) de yapacak. Belki de bu dünyayı terk edip, uzayın derinliklerine ev-araba araçlarıyla seyahat edip, yeni gezegenlere yerleşeceğiz. ALALH bunca alemi, uzayı, … boşuna mı (haşa) yaratmış? Her şey bir gaye uğruna yaratılmış. Belki de dünya ileriki zamanlarda sadece uzayın çöplüğü olarak kullanılacak. Devletlerin ve ırkların/etnisitelerin sınırı ortadan kalkacak. Uzay imparatorluğunun (alem/alemler imp.) birer vatandaşı olacağız belki de. Dünyada, uzayda, …  artık her şey mümkün. Sadece İSLAM değişmeyecek. Gerisi boş ve hikaye.

***

Kanal (Osmanlı/Payitaht/Anadolu Adası) İstanbul başlıyor

Yerli otomobilden sonra bir diğer önemli gelişme ise, Kanal İstanbul çalışmalarının başlayacak olması.

Kanal Osmanlı/İstanbul (Payitaht/Anadolu Adası) ile yeni dünya (Anadolu Barışı-Selam/Pax-Anadolu) düzeninin başkentini (İstanbul) de kuruyoruz aynı zamanda.

Medine Site Adalet Şehri İstanbul, dünyayı yönetmeye hazırlanıyor. İSLAM (Medine/Medeni) ŞEHİRLERİ kurulmalı kanal çevresinde. Bütün dünyaya örnek olmalı. Kültür, sanat, spor, … her alanda dünyaya örnek şehirler kurmalıyız.

100 bin konutla başlandı, milyon konutla devam etmeli bu proje. Her ile Medine şehirleri kurulmalı.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (S.A.V)’in Medine’de kurduğu model bizim rehberimiz olmalı.

Hz. Ömer adaletini; önce Türkiye’de uygulayıp, sonra bütün dünyaya götürmeliyiz.

Kanal İstanbul’a yapılan itirazlar basit itirazlardır. Bunlar zamanla aşılacaktır.

Muhalefet; proje, siyaset üretemediği için, gündemin arkasında kaldığı için her projeye karşı çıkıyor.

Muhalefet; Erdoğan ve AK Parti’nin büyük projelerle tarihe geçmesini arzu etmiyor.

Yerli otomobil hamlesi, Kanal İstanbul’a olan muhalefeti de kıracaktır.

İstanbul ve Ankara büyükşehir belediye başkanlarının, halkın teveccühünden dolayı da olsa yerli otomobile kayıtsız kalamamaları, bunun ilk belirtileridir. Ekrem bey de Mansur bey de Cumhur başkanlığına hazırlanıyorlar. Aslında rakipler. Başkan yardımcısı olarak Babacan ya da Davutoğlu ileride bunlara katılabilir. Kanal İstanbul’un gerekçeleri 81 ilde anlatılmalıdır. İstanbul artık bütün Türkiye, hatta dünya demektir.

Kanal İstanbul sağlam gerekçelerle anlatılmalıdır.

Bugün İstanbul Boğazı'ndan geçen gemi, Panama Kanalı'nın 4 katı, Süveyş Kanalı'nın ise 3 katı kadar.

Günlük ortalama 150 gemi geçiyor boğazlardan. Yıllık ortalama 50 bin gemi geçiyor boğazlarımızdan.

Ayrıca, gemi boyutlarının büyümesi dünya mirası İstanbul üzerinde büyük bir tehdit oluşturuyor.

Her yıl İstanbul boğazında ortalama 8-9 kaza oluyor. Kaza oranları da artıyor.

Diğer iddialara gelince;

1. Montrö anlaşması yok edilebilir:

Gerekirse yok edebilir. Bunda korkulacak ne var. Türkiye bugün güçlü bir ülkedir. Montrö’yü de … Lozan’ı da kendi lehine çevirebilecek güçtedir. Ayrıca Montrö ayrı, Kanal İstanbul ayrıdır. Montrö’deki hukuka şimdilik mümkün olduğunca zeval gelmeyecek şekilde Kanal İstanbul yürütülecektir. 

 

2. Kanal İstanbul, şehre susuzluk getirebilir. İstanbul yeraltı ve yerüstü su kaynaklarını kaybedebilir:

İstanbul’un su kaynakları başka projelerle arttırılabilir. Melen Barajı tamamlandığında İstanbul’a yılda 1,1 milyar metreküp su getirilmesi hesaplanıyor. Bu da Kanal İstanbul sebebiyle oluşacak su kaybının 34 katından daha fazladır.

 

3. Kanal İstanbul depremi tetikleyebilir:

İstanbul, yıllardır bir deprem bekliyor zaten. 21 metre derinliğinde bir kanalın, 20 kilometre derinlikteki bir fay hattını tetikleyeceğini iddia etmek, bilimsel gerçeklerden son derece uzaktır. Kanal elbette depremlere dayanıklı şekilde yapılacaktır. Kanal çevresindeki Medine (Medeniyet) şehirleri de depreme dayanıklı inşa edilecektir.

 

4. İnşaatın başlamasıyla TEM ve E-5, sık sık trafiğe kapatılacak:

Kanal İstanbul’un yapımına başlandığında, çalışma alanı içerisinde teşkil edilecek yollar kullanılacak. Şehir içi yollar ve çevre yolları mümkün olduğunca kullanılmayacaktır. İstanbul belediyesi ne zaman işe yarayacak? Trafik sorununu çözme görevi de İstanbul BB’nindir.

 

5. Kanal İstanbul rant getirecek:

Dünyanın hiçbir yerinde rantsız bir proje gerçekleşemez. Her projenin bir rantı elbette olacaktır. Önemli olan bu rantın halka adil bir şekilde paylaşılmasıdır. İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, … gibi büyükşehirlerin yaptığı/yapacağı her projede bir rant da olacaktır. Rantın olmadığı bir proje mümkün müdür? Kanal İstanbul ve Osmanlı/Anadolu Adası’nın rantını 81 il paylaşacaktır. 81 ilden vatandaşımız kanal çevresindeki Medine şehirlerinde yaşayacaktır.

6. Kanal İstanbul ile ERDOĞAN tarihe geçecek ve 2023 seçimlerinde büyük bir (% 61) farkla seçilecek:

Erdoğan zaten tarihe geçmiştir. 2023’e kadar Erdoğan ve AK Parti Türkiye’yi yönetecek. 2023’ten sonra da Türkiye dünyayı yönetecektir. Yani 2023’e kadar Türkiye’yi, 2023’ten sonra da dünyayı yöneteceğiz. Türkiye liderliğinde yeni bir dünya düzeni kuruluyor. Aynı zamanda Pax (Selam) Anadolu (Anadolu Barışı) Düzeninin temellerini atıyoruz Kanal İstanbul ile.

Oluşacak ada için isim önerim: Dünya Ekonomi, Sanat, Kültür, … Adası Projesi KANAL İSTANBUL ile Boğaz arası; Osmanlı Adası, Abdülhamid Adası, Payitaht Adası, Anadolu Adası, Selam Adası, #SelamAdası olarak adlandırılabilir.

Libya hamlesi ile Pax (Selam) Akdeniz Düzeni için önemli bir adım attık. Tunus hamlesi ile de Cebeli Tarık Boğazı'na, Fransa'ya, ... ve İtalya'ya, ... denizden komşu oluyoruz. Kalan İstanbul ile Cebeli Tarık kardeş boğazlar olacak. Bundan sonraki hamle Fas, Cezayir, … ile devam etmeli.

***

Şeyh Selahattin (Kobani İsyanı) İsyanı

“ Bizim “sözde tutukluluk” kararlarımızı hâkimler vermiyor ki onlardan tahliye isteyelim. Son kararı veren Erdoğan’dır. Ben de Erdoğan’dan tahliye isteyecek değilim, ben tahliyemi halktan talep ediyorum. Günü geldiğinde halk, “tüm siyasi rehinelerin” özgürlüğüne karar verecek. Bunun için halk, kendi özgürlüğünün peşinden daha çok koşmalı ve mücadele etmeli. Biz de bu mücadelenin bir parçasıyız. Zaten demokrasi ve özgürlük ile AKP-Erdoğan zihniyeti bir arada ve aynı anda var olamaz. Biri varsa diğeri yoktur. “Bizim rehineliğimiz” ise AKP’yi güçlendirmiyor, daha da zayıflatıyor.” Bu sözler, Türk Solu ve CHP’nin şirin çocuk muamelesi yaptığı PKK’li Selahattin Demirtaş’a ait.

Özellikle sosyal medyada PKK’li şirin çocuk Selahattin beyin mesajları yine gündem oluyor. CHP, FETÖ, PKK, … yandaşları sürekli Selahattin Demirtaş serbest bırakılsın mesajları paylaşıyor. Buna yeni oluşumlar da dahil oldu. Davutoğlu (Demirtaş kendisine mal mal bakacaksın demişti) ve Babacan da bu koroya katıldı. Selahattin Demirtaş’ın bir PKK’lı olduğunu, PKK’yı desteklediğini, Kobani (2.Şeyh Said İsyanı) İsyanı ile 50’den fazla insanın ölümüne sebep olduğunu bilmiyorlar mı? Elbette biliyorlar. Erdoğan gitsin de ne olursa olsun korusu olmuşlar.

Demek ki neymiş: Şeyh Said ve Seyit Rıza isyanları Erdoğan döneminde olsaydı; CHP, Şeyh Said isyanını da Seyit Rıza’yı da desteklerdi. Şeyh Selahattin İsyanı laik karakterli olduğu için mi destekliyorsunuz? Ha Şeyh Said İsyanı ha Şeyh Selahattin (Kobani 6-7 Ekim) İsyanı, aynı değil mi? Atatürk’e isyan edince idam, Erdoğan’a isyan edince serbest kalsın öyle mi? Şeyh Said (İslam) gerici (Müslüman), Şeyh Selahattin (Laik) ilerici öyle mi?

***

PKK (HDP) ve Roboski (Uludere) Katliamı

Bilindiği üzere; 28 Aralık 2011'de Şırnak'ın Uludere ilçesinde bulunan Roboski (Ortasu) köyünden Irak'a geçen bir grup kaçakçı, PKK'lı zannedilerek, F-16 savaş uçakları tarafından vurulmuş, olayda 17'si çocuk 34 kişi yaşamını yitirmişti.

HDP (PKK), Roboski katliamından direk Erdoğan’ı sorumlu tutuyor. 34 kaçakçının katledilmesi emrini, bizzat Erdoğan’ın verdiği propagandasını yapıyor. Uludere katliamından Erdoğan’ı sorumlu tutmak demek, Dersim ve Zilan’dan da direk Atatürk’ü sorumlu tutmak demektir. Halbuki tarihi gerçekler böyle değil.

Roboski katliamı PKK yüzünden olmuştur.

Katliamın sebebi PKK’dır.

Katliamı yapan da FETÖ askerleridir.

Gerçek ortadayken, PKK (HDP) yıllardır Erdoğan’ı suçluyor. Sorumlular bulunsun derken de Erdoğan’ı kastediyorlar.

İsyanları bastırırken; Dersim, Zilan, ... katliamları yapan CHP ile seçim ittifakı yapan HDP (PKK)

Dersim’den, Zilan'dan CHP'yi sorumlu tutmayıp, Uludere katliamının sebebinin PKK, yapanların da FETÖ askerleri olduğunu bildiği halde inkar eden HDP (PKK), bir de utanmadan Roboski ölülerini istismar ediyor, ölüleri bir propaganda malzemesi olarak kullanıyor.

***

Atatürk yapamadı Erdoğan yapıyor.

Tam 100 yıl  önce,  Mustafa Kemal Atatürk'ün yapamadığını, bugün Erdoğan yapıyor. Suriye, Irak, Filistin, … Libya (Trablusgarp)'da kaldığı yerden aynen devam ediyoruz. 100 yıl önce Mustafa Kemal Libya'yı bırakıp gelmek zorunda kalmıştı. Şartlar müsait değildi. Elden fazla bir şey gelmiyordu. Bugün Erdoğan, Atatürk'ün 100 yıl önce yapamadığını yapıyor. Tekrar Libya'dayız. Atatürk Misak-ı Milli (Türk-Kürt Birliği) için de çok uğraştı ama yapamadı. Musul Meselesini çözemeden vefat etti. Kaldığı yerden devam ediyoruz. Türk-Kürt Birliği (Misak-ı Milli) de sağlanacak. Türk-Kürt (Misak-ı Milli) Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün vasiyetidir. Atatürk’ün vasiyetini Gazi Recep Tayyip ERDOĞAN tamamlayacak. Türk-Kürt Birliğinin sağlanması aynı zamanda İslam birliğinin de yolunu açacaktır. Türk-Kürt birliğinin de İslam Birliğinin de yolu Kürtlerden (Selam/Pax Kürtler) geçiyor. Kürtler ya büyük İsrail’e meze olacak ya da Türk-Kürt Birliği (Misak-ı Milli) ve İslam Birliği ile şereflenecektir.

***

Biz mi Araplara İHANET ettik, Araplar mı bize ihanet etti?

Türkler (İttihat ve Terakki) mi Araplara İHANET etti, Araplar mı Osmanlı'ya İHANET etti? Bu soru sürekli soruluyor. Her şeyden önce, İttihat ve Terakki yüzünden savaşlara girdik. Şimdiki topraklarımız da Arap toprakları da İT yüzünden işgale uğradı.

SONUÇ:

Ne Türkler Araplara ihanet etti, ne Araplar Osmanlı'ya ihanet etti.

Araplar bize: “topraklarımız sizin yüzünüzden işgal edildi, bizi bırakıp kaçtınız” derlerse ne diyeceğiz?

Osmanlı'yı savaşa İttihat ve Terakki soktu. Suriye'yi Fransızlara, Libya'yı İtalyanlara, Irak (Musul-Kerkük) ve Filistin'i İngilizlere, … Osmanlı topraklarının çoğunu bırakıp çekilmişiz. Sonra Araplar bize İHANET etti diyoruz. Aslında bir İHANET yok. Gücümüz bu kadardı. Elimizden geleni yaptık. Ama Araplar bize ihanet etti, bizi arkadan vurdu söylemleri de  gerçeklerden uzak toptancı yaklaşımlardır. Ne biz Araplara ihanet ettik, ne Araplar bize ihanet etti. Araplar da bizim kardeşlerimizdir. Bu toptancı yaklaşımlar, Kemalizm ve Baasçılık düşüncesinin bir sonucudur. Ne Kemalizm (Kemalizm sonradan uydurulmuştur. Atatürk’le doğrudan bir ilişkisi yoktur.) Türkleri bağlar ne Baasçılık Arapları bağlar. Kemlizm=Baasçılık kardeşliğimize zarar vermiştir. Bu zararları bitirmenin zamanı gelmiştir.

***

CHP başarısız mı?

Kim demiş CHP başarısız? Bütün projelere karşı çıktığı halde, … Adnan MENDERES’i asmış, neredeyse bütün darbe girişimlerini desteklemiş, … Özellikle 28 Şubat darbesini açık bir şekilde desteklemiş, … 15 Temmuz darbesine tiyatro demiş, … Kürtleri, dindarları, Alevileri, … ezmiş, … HDP (PKK) ile yerel seçimlerde açık bir şekilde ittifak yapmış, … ama, hala % 25 oy alabiliyor ve İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, … gibi büyükşehirleri yönetiyor. Sahi kim seçiyor bu CHP’yi, hangi akılla? Bu sosyolojik vaka derinlemesine araştırılmalıdır.

***

Yerli arabadan sonra yerli e-posta heyecanı

Yerli e-posta servisi @yaani.com uzantısıyla hizmete açıldı. YaaniMail kurumsal ve bireysel kullanıcıların hizmetine sunuldu. Mobil uygulaması Turkcell abonelerinin internet paketini harcamayacak olan YaaniMail’in kullanıcı bilgileri Türkiye’de saklanarak yurtdışına çıkmayacak. Yerli arabadan sonra yerli e-posta ile yeniliklere ve üretime devam ediyoruz. Yerli arama motoru da kurmalıyız. Dünyanın bütün kurumlarına, gelişmelerine mutlaka ama mutlaka alternatifler geliştirmeliyiz.

*

Yolsuzlukla mücadele

Yolsuzlukla, rüşvetle mücadele ancak hukukla olur. Birinin suçundan, yolsuzluğundan, irtikaptan, aldığı rüşvetten; partisini, cemaatini, grubunu, … da sorumlu tutarsanız, yolsuzlukla mücadele edemezsiniz. Suç bireyseldir. Bireysel buçu bir gruba mal ederseniz, bütün grubu suçlunun arkasında ona destek olması için teşvik etmiş olursunuz. Yapılacak olan, yolsuzluğu; AK Parti’li, CHP’li, MHP’li, … şu cemaaten, şu tarikattan, … şu dernekten, bu vakıftan, … gibi toptancı yaklaşımlardan mümkün olduğunca uzak durmaktır. Aksi halde rüşvetle, yolsuzlukla mücadelede başarılı olunamaz. Bireysel bir suç bir gruba mal edilirse, bütün grup suçlanmış olur ve bütün grup o suçu savunmaya geçer. Bu mantıkla suçluyla mücadele edilemez.

***

Ankronik FETÖ suçlamaları

Anakronizm: Bir tarihi/geçmişte olan olayın veya olgunun ortaya çıktığı dönem hakkında yanılma, dönemleri ve asırları/çağları birbirine karıştırma anlamına gelir.

Örneğin:

Selahaddin Eyyubi’nin ırkçı olduğunu,

Yüzbinler ce inanın ölümünü engellemek ve Nizamı Alem için yapılan büyük fedakarlık olan kardeş (Osmanlı) katlinin iktidar hırsıyla yapıldığını,

Yavuz Sultan Selim’in bilgisayar kullanmadığını,

Fatih Sultan Mehmet’in cep telefonu kullanmadığını,

AK Parti’nin FETÖ’yü desteklediğini/büyüttüğünü düşünmek birer bir anakronizm örneğidir.

Günümüz Türkiye’sinin en anakronik olayları FETÖ ile mücadelede karşımıza çıkmaktadır.

Bütün partilerde anakronizme dayalı bir suçlama var.

Geçmişte, suç işlenmeyen bir zamanda/dönemde yapılanlar, bugün yapılmış bir suçmuş gibi muamele görmektedir.

Melih GÖKÇEK, Mansur YAVAŞ, Sinan AYGÜN, … örneğinde de bu anakronizm tekrar karşımıza çıktı.

Bugün;

Mansur bey, Ekrem bey, Tunç SOYER, … gibi belediye başkanları, …

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ÇYDD),

Atatürkçü Düşünce Derneği ADD), … gibi

Kemalizm tarikatının kolları olan bu yapıları, tarikatları/cemaatleri destekliyorlar.

Yarın;

bu tarikat ve cemaatlerin (ÇYDD, ADD, …) devlete sızdığı ortaya çıkarsa, bir de bunların orduya yerleştirdikleri darbeye kalkışırsa, … Mansur bey, Ekrem bey, … bunlara destek olduğu için suçlanabilir mi?

Bunların devlete sızdığı, darbe yapacağı, … bugünden öngörülebilir mi?

ÇYDD, ADD, … bugün suçlanarak, “siz devlete sızıyorsunuz, darbe yapacaksınız” denilerek, bu tarikat ve cemaatlere operasyon yapılabilir mi? Yapılırsa bu hukuki, adil, doğru, … olur mu? Elbette olmaz/olamaz. Peki ÇYDD, … ADD’nin devlete sızdığını ve ileride darbeye girişeceklerini iddia edebilir miyiz? Elbette ehrkes kafasına göre bir şeyler iddia edebilir.

Bugün; Melih GÖKÇEK’e, “cemaate (FETÖ) okul için arsa verdin, destek oldun” diyenler,

Bugün; Ekrem beye, Mansur beye, … “ADD, ÇYDD, … gibi tarikat ve cemaatlere neden destek veriyorsunuz”, diyor mu?

Melih GÖKÇEK’e, “cemaate destek verdin” demek neyse,

Ekrem beye, “ÇYDD, ADD’ye destek veriyorsun” de demek aynen odur.

AK Parti de, CHP de, MHP de, … diğer kişi ve kurumlar da 15 Temmuz öncesinde (partilerin, kurumların içerisindeki istisnalar hariç) hele bilerek, FETÖ’ye destek vermedi.

Bu ankronizmden kurtulalım artık.

15 Temmuz darbe girişiminden önce, FETÖ diye bir örgüt yoktu. Kim (gazeteci, yazar, siyasetçi, işçi, memur, iş adamı, …) siyasi nedenlerden dolayı, 15 Temmuz öncesinde yaptıklarından dolayı FETÖ (istisnalar hariç) ile suçlanıyorsa, bu haksızlıktır, adaletsizliktir ve de her şeyden önemlisi ankronizmdir.

Kimin suç işlediğine bağımsız yargı karar verir. Yargı da deliller ışığında karar verilir.

Bugün;

Ne Melih GÖKÇEK fetöcüdür.

Ne Mansur YAVAŞ fetöcüdür.

Ne Sinan AYGÜN fetöcüdür.

Bu anakronist çelişkilerden kurtulalım. FETÖ ile mücadele bütün Türkiye’nin ve bütün partilerin sorunudur.

Adaletten ayrılmadan ve anakronizme girmeden, bulaşmadan, … mücadele edilmelidir. Aksi taktirde suç ve suçluyla mücadele edilemez ve ADALET sağlanamaz.

Bir hukuk devletinde suç işleme özgürlüğü olmaz/olamaz. Suç da geriye götürülemez. Olmayan suçlar da icat edilemez. İftira ile, siyasi saiklerle, … itibar suikastı yapılamaz.

Gaybı ancak ALLAH bilir.

FETÖ’nün gelecekte ,darbe teşebbüsünde bulunacağını ve suç işleyeceğini, bir terör örgütü olacağını bilemeyeceğimiz gibi

ÇYDD ve ADD gibi tarikat/cemaatlerin devlete sızıp darbe yapacağını da bilemeyiz.

Herkes anakronizme kaymadan sadece ve sadece ADİL olmalıdır.

FETÖ’nün siyasi ayağı yoktur. Ama, sivil ayağı vardır. Darbe yapacak bir örgüt; Cumhurbaşkanını, Başbakanını, … başka partiden/partilerden seçer mi? FETÖ’nün bütün kadroları hazırdı ve hiçbir partiye de ihtiyacı yoktu. Darbe başarılı olsaydı, kendi kadroları ile bir BAAS (Gülenizm) sistemi kuracaktı. Bir partiye FETÖ’nün siyasi ayağı demek, bütün dünyaya yayılmış olan FETÖ’ye de bir iftira ve bir hakarettir.

Bu anakronizmden bir an önce kurtulalım. Bütün Türkiye ve bütün partiler olarak, bu konuyu siyaset üstü, partiler üstü bir mücadele haline getirmeliyiz. Bu mücadele sadece ERDOĞAN ve birkaç kişi ile sınırlı olmamalıdır. Bunun için, Diyanet (Şeriat) İşleri Başkanlığı bünyesinde, her partiden temsilcinin olduğu bir terörle mücadele birimi kurulabilir.

FETÖ’ye, hatta DHKP-C’ye, PKK’ya bulaşanları da rehabilite ederek, hem FETÖ’den hem PKK’dan bütün vatandaşlarımızı kurtaralım. Birbirimizi FETÖ ile suçlayacağımıza, suçluyu suçsuzdan ayırarak, gerçek suçluyu cezalandıralım. Adil bir Türkiye kuralım. Terörle mücadeleyi, … FETÖ ve PKK ile mücadeleyi partiler üstü, siyaset üstü, … bir konuma taşıyalım. Vatandaşımızı PKK ve FETÖ’ye itmeden, ADİL bir şekilde mücadele edelim. Bütün partiler (AK Parti, CHP, MHP, İYİ Parti, …) anakronizmden kurtulmalıdır.

Adalet ancak, anakronizme sapmadan sağlanabilir.

***

Haftanın twitter mesajı

“FETÖ'yü AK Parti büyüttü diyen CHP

CHP'nin büyüttüğü

Atatürkçü Düşünce Derneği/Tarikatı/Cemaati olan ADD

Çağdaş Yaşamı Desteleme Derneği/Tarikatı/Cemaati olan ÇYDD

Bunlar da FETÖ gibi devlete sızıp darbe yaparlar mı?

ADD ve ÇYDD'ye darbe yapabilir diye operasyon yapılsın mı?”, (12:01 - 15 Ara 2019

***

2023’e doğru, yeni yıl mesajımız

Yeni yıl (2020) İnşaAllah hayırlara vesile olur. Türkiye yeni bir dünya düzenin temellerini atıyor. ADİL bir Türkiye ve ADİL bir dünya düzeni, sadece ERDOĞAN’ın meselesi değil. Hepimizin meselesi olmalıdır. 2020 yılında atılacak adımlarla, 2023 yılını, ‘Dünya ADALET  Yılı’ olarak ilan ediyorum. Yeni yıl hepimize hayırlı olur İnşaAllah.
***
Adı SELAM olsun – Galip İlhaner 29 Aralık 2019 VAN



17 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın