Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam29
Toplam Ziyaret327175
 Merkez  Kitabevi - Galip  İLHANER 

Kürtlerin geleceği ve PKK ulus devleti – Galip İlhaner 18 Ocak 2019

Kürtlerin geleceği ve PKK ulus devleti – Galip İlhaner 18 Ocak 2019

 Kürtlerin geleceği ve PKK ulus devleti – Galip İlhaner 18 Ocak 2019
Kürtlerin geleceği ve PKK ulus devleti – Galip İlhaner 18 Ocak 2019

Dünya, İslam dünyası ve Türkiye’deki gelişmeler, Kürtleri de etkilemektedir.

Kürtler hem dünyada, hem yoğun olarak yaşadıkları (İran, Irak, Suriye) ülkelerde hem Türkiye’de bir arayış içerisindedir. Bu arayış, ya dört ülkeye (sahip) bağlı olmak ya da en az bir ulus devletle sonuçlanma ihtimali ile karşı karşıyadır.

Aslında İslam dünyasında klasik manada, Batı tarzı bir ulus devlet pek yoktur. Irkçılık akımı da  gayrimüslimlerin çalışmalarıyla İslam dünyasında kısmen etkili olmuştur. İslam devletlerinin ulusçuluğu yapaydır. Çünkü İslam dini ulusçuluğa (ırkçılığa) karşıdır. Devletler, çağın bir gereği ve şekil olarak ulus devlettir. Buna Türkiye’de dahildir. Türkiye hala bir imparatorluktur. Şeklen ulus, sosyolojik olarak (Osmanlı) imparatorluktur. Hatta İslam dünyasındaki en ulus devlet İran, en ulus olmayan devlet ise Türkiye denebilir. İslam dünyasını bekleyen en büyük tehdit, ulus çatışmalarından ziyade mezhep çatışmalarıdır.

Kürtler (Kürtler için yapay da olsa), henüz ulus devlet evresini geçememiştir. Bu da beraberinde ciddi sorunlara yol açmaktadır. Şeklen (ulus) de olsa Kürtler, birkaç ulus devletin vatandaşı olarak yaşamaktadır. Kürtlerdeki aidiyeti arttırmak için çabalayan tek ülke ise Türkiye’dir.

İran, Irak ve Suriye, … Kürtleri kendisine daha çok cebren bağlamıştır. Türkiye’de ise, tek parti dönemi haricinde, ciddi bir zorlama yok denecek azdır.

Kürtler, ulus devlet evresini, siyasette temsil (PKK/HDP’ya yükledikleri rol olarak) edilmek olarak yaşamaktadır.

Irak’ta özerk bir ulus yapılanma, Irak Kürtlerini büyük ölçüde tatmin etmektedir.

İran ve Suriye Kürtleri daha çok PKK çatısı altında bir ulus temsiliyeti yaşamaktadır.

Türkiye’de de bu ulus evresi, PKK (HDP) olarak kendisini göstermektedir.

Yani Kürtler (Kürtçüler, …), ne olursa olsun siyaseten (az çok Kürtçülük yapan bir yapı ile) temsil edilmek istiyor.

Bu temsil açlığının en temel sebebi, ulus devletlerin (yapay da olsa) vatandaşı olmaktan kaynaklanmaktadır.

Aslında Kürtler devletsiz değil, 4 ülkeye sahiptir. Kürtler 2 büyük (Türkiye ve İran), 2 de önemli (Irak ve Suriye) ülkeye sahiptir. Dört ülke sahibi olan Kürtler, tek ulus (Kürdistan) devlete itiliyor.

Yukarıda fazla ayrıntıya girmeden bir özetleme yaptım. İleriki zamanlarda bu konuyu daha geniş ve daha sağlıklı olarak analiz etmeye çalışacağım.

Asıl konumuz olan Türkiye Kürtlerine dönersek, … Çünkü Kürtlerle ilgili hayati olan her konuda (devlet de dahil), büyük ölçüde Türkiye Kürtlerinin kararı etkili olacaktır.

Türkiye Kürtleri, Türkiye’yi büyük ölçüde Kürtlerin de devleti olarak görmektedir.

Batı (İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Adana, Mersin, …) illerindeki Kürtler (Türk milliyetçiliği ile etki-tepki) daha çok ırkçı (Kürt ırkçılığı) saiklerle hareket ederken, …

Doğu (Van, Diyarbakır, Mardin, Bingöl, …) illerindeki Kürtler daha çok milliyetçi (İslam kardeşliği, sıla-i rahim) saiklerle hareket ediyor.

Çocukları PKK’nın dağ kadrosunda (ölü ya da sağ fark etmez) olan ailelerin neredeyse tamamı ise; ırkçı saiklerle hareket ediyor.

Batı illerindeki Kürtlerde laik-seküler (ulusçu) etki görülürken

Doğu illerindeki Kürtlerde İslam (milli/milliyetçi) eğilimi daha yüksektir.

Doğu illerindeki Kürtler ile Batı illerindeki Kürtlerin etkileşimi çok yüksek düzeyde olduğu için, birbirlerini etkileme oranı çok yüksektir. Konjoktüre göre büyük değişimler/kırılmalar yaşanabiliyor. Bu da kullanılan oyları etkiliyor.

Kürtler, seçimlerde PKK’yı neden destekliyora gelince?

Türkiye Kürtlerinin PKK (HEP, ÖZDEP, DEP, HADEP, DEHAP, DTP , HDP) partilerini desteklemesinin en önemli sebebi, ulus devletler çağında PKK’yı adeta bir ulus devlet olarak görmelerindendir. Bu etki, PKK’ya alternatif, Türkiye’ye bağlı  milli bir Kürt hareketi ortaya çıkana kadar sürecektir.

*

Kürtlerdeki PKK (HDP)’ya olan oy desteğinin en önemli sebepleri;

1. PKK partilerini bir ulus devlet olarak görmek. Milliyetçilik ve ırkçılık karışımı bir duygudur bu. Ne olursa olsun temsil edilme arzusu var. PKK’nın İslam dinine karşı olması bile bunu engelleyememektedir. Bu ancak; PKK’ya alternatif bir İslami Kürt hareketi ile aşılabilir.

2. Tehdit. Kürtler, gelecekte hain olarak anılmak istemiyor. Bu ortalama her Kürt için büyük bir tehdit olarak durmaktadır. Gelecekte, ‘Kürtlere İHANET eden HAİN’ olarak anılma korkusu büyük bir tehdit olarak, hemen bütün Kürtlerin kararlarını etkilemektedir. Kürtler için bu tehdit, silahtan daha büyük bir tehdittir. Bu ancak; Türkiye Kürtlerin devletidir anlayışıyla aşılabilir.

3. Türk ırkçılığı ve devletin Kürtleri ezeceği korkusu. Kürtler, Türk ırkçılığına bir tepki olarak Kürt ırkçılığını savunuyor. Etkiye karşı tepki oluşuyor. Bu ancak; devletin sadece Kürtleri değil, hiç kimseyi ezmeyeceği ADİL bir sistem ve tek millet (Anadolu Milleti) anlayışıyla, … milliyetçilik faydalı, ırkçılık zararlı anlayışıyla aşılabilir.

4. Ulus devlet (Kürdistan) kurma isteği. Her millette olduğu gibi, Kürtlerde de bir ulus devlet kurma isteği vardır. Bu ancak; Türkiye Kürtlerin de Türklerin de ortak, tek ve SON devletidir, anlayışıyla aşılabilir.

5. Silah tehdidi. PKK (HDP)’nın silahlı olması, hem güçlü olma hem tehlikeli olma korkusu vermektedir. Bu ancak; tam güvenliğin sağlanmasıyla aşılabilir.

6. Devletin Kürtleri tekrar ezeceği tehdidi/korkusu. Tek parti (CHP) dönemi, darbeler, özellikle 90’lı yıllar. Kürtlerde kalıcı ve kötü bir hasar bırakmıştır. Bu ancak; eski Türkiye döneminin kapandığı yeni Türkiye’de ADALET, insan hakları, … artık hiç kimseye haksızlık yapılmayacağı anlayışının yerleşmesiyle aşılabilir.

7. Alternatif bir Kürt  hareketi olmadığı için. Kürtler, PKK’ya alternatif ve Kürtler içerisinden çıkan ciddi bir alternatif görmedikleri için, tek merkeze yönelmektedir. Bu ancak; Kürtler içerisinde yeni alternatif(lerin) çıkmasıyla aşılabilir.

Sonuç olarak; Türkiye ile birleşmeyen ya da Türkiye’nin onayını almayan bir Kürt Devleti, ancak İsrail’in Arz-ı Mevud (büyük İsrail) sınırlarını genişletir ve Kürtleri de Filistinliler gibi perişan eder. Kürtler ya Arzı Mevud Büyük İsrail diyecek ya da Misak-ı Milli Büyük Türkiye diyecek. Bu 2 tercih dışında, 3. bir tercih Kürtler için ufukta görünmemektedir. Kürtlerin tek geleceği/kaderi Türkiye’dir. Çünkü Türkiye, İslam dünyasının lideri ve bütün Kürtlerin devletidir.

PKK (HDP)’yi besleyen en temel etkenleri şimdilik bu şekilde özetleyebilirim. Yeri geldikçe bu konuyu daha ayrıntılı ve daha sağlıklı olarak analiz etmeye çalışacağım.

***

Haftanın önerileri

1. İSLAM Ekonomi (faizsiz) Sistemi

Diyanetin tam anlaşılamayan TOKİ ve Faiz tartışması, geçen haftanın önemli gündem maddelerinden biriydi. Diyaneti faizi helal yapmakla eleştirenler ile bankalardan çıkmayanların çoğu da aynı kişiler. Diyaneti faiz üzerinden eleştirenlere bir öneride bulunuyorum.  TÜRKİYE İslam Ekonomi Sistemi’ne geçmelidir. İslam Ekonomi Sistemi bütün dünya insanlığının kurtuluşudur. Bütün Müslümanları ve İSLAM ülkelerini, İslam Ekonomi Sistemi’ne geçilmesi için teşvik edelim. FAİZ sistemini tamamen kaldıralım. İSLAM Ekonomi Sistemi'ne geçelim. Bütün dünyaya örnek olalım.

*

2. Selam Kulesi

Van Büyükşehir Belediyesine önerimdir. VAN GÖLÜ'nde, Eyfel Kulesi gibi bir kule yapalabilir. Dünya SELAM (Barış) KULESİ ile VAN'dan bütün dünyaya SELAM verebiliriz. Ay yıldızlı ve Osmanlı Armalı Selam Kulesi

*

3. Okullardaki kılık kıyafet yönetmeliği değiştirilmeli

Türkiye'nin her yerinde ve bütün (özel-devlet) okullarda aynı forma uygulamasına geçilmeli ve DEVLET ücretsiz kitaplarda olduğu gibi kıyafeti de karşılamalı. İlk, orta, lise için ayrı kıyafet (renk) olmalıdır. Kimin öğrenci kimin öğretmen kimin sivil olduğu belli olmalıdır. Yeni bir kıyafet sistemine geçilebilir.

*

Haftanın uyarısı

AK Partililer, CHP’lilerin oyununa gelerek, ERDOĞAN ile Ekrem beyi kıyaslıyorlar. Bu hataya düşülmemeli. ERDOĞAN Ekrem beyle kıyaslanarak, Ekrem bey büyütülmemelidir. ERDOĞAN ancak ATATÜRK ile kıyaslanabilir.

Bundan böyle ERDOĞAN-ATATÜRK politikaları (benzerlikler-farklılıklar) kıyaslanmalıdır. Ekrem bey zaten Kanal İstanbul projesinin gölgesinde kalacağı için, ciddi bir gündem oluşturamaz.

Tek parti (CHP) dönemi düzenini, İsmet İnönü’nün kurduğu düzeni, Atatürk’e hakaret ederek değiştiremezsin. Tabuları ancak ikna ile değiştirebilirsin. Bu konuda da dikkatli olunmalıdır. ERDOĞAN, ATATÜRK ile değil, İsmet İNÖNÜ ile uğraşmalıdır. Atatürk ile uğraşılarak, Atatürk'e hakaret edilerek, ... İsmet İnönü'nün kurduğu düzen değiştirilemez. Tek parti dönemi düzeni, Atatürk’ün düzeni değildir. Atatürk adı arkasına saklanan jakoben bir ekibin ve İsmet İnönü’nün  kurduğu bir düzendir.

Bedîüzzamân Said Nursî (ra) Hazretleri, “Medenîlere galebe çalmak iknâ iledir, söz anlamayan vahşîler gibi icbâr ile değildir.” demiştir.

*

Makale Milat Gazetesinde, Bölgede Kürtlerin konumu ve geleceği başlıklı olarak yayınlanmıştır.

https://www.milatgazetesi.com/galip-%C4%B0lhaner/bolgede-kurtlerin-konumu-ve-gelecegi/haber-228704



17 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın