Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam8
Toplam Ziyaret326953
 Merkez  Kitabevi - Galip  İLHANER 
2013 - 2014 Çözüm Süreci Raporu - Galip İlhaner VAN 2014

2013 - 2014 Çözüm Süreci Raporu - Galip İlhaner VAN 2014

 
 2014 Çözüm Süreci Raporu - Galip İlhaner VAN 2014

2013 - 2014 Çözüm Süreci Raporu[1] - Galip İlhaner VAN 2014

 

Önsöz

       1990’lı yıllar tam manasıyla travma yıllarıydı. 1990’lı yıllarda başlattığımız ‘Benim Adıma Kan Dökme, Benim Adıma Öldürme’ düşüncesi önemli bir mesafe aldı. 1993 yılında 2013 yılının barış yılı olmasını arzu etmiştik. Bu arzumuz/temennimiz gerçekleşmek üzeredir.

 

  Devlet ve  AK Parti Hükümeti’nin demokratikleşme için attığı somut adımların karşılığını bulması için; Kürt Halkı’nın çözüm sürecini (Anadolu Barışı) sahiplenmesi gerekmektedir.

 

    Neredeyse konuşulmadık konu kalmamıştır.

 

   Artık harekete geçme vaktidir. Çözüm sürecinin başarısı için sahaya çıkma vaktidir.

 

Devlet üzerine düşeni yapmıştır.

 

Artık sıra Kürt Halkı’ndadır.

 

Kürt Halkı, PKK’ya silah bıraktırmak için elinden gelen her şeyi yapmalıdır.

 

Galip İlhaner : 26 Ağustos 2011 Saat : 06:48

 

2013 – 2014 RAPORU

         

       1993 yılında, barış yılı olarak temennide bulunduğumuz 2013 yılı, kısmen de olsa barış yılı olarak tarihe geçti. Bundan böyle 2013 yılından sonraki yılların da barış içerisinde geçmesi için yapılması gerekenler var.

 

      Türkiye demokratikleşme yolunda önemli adımlar atmaktadır. Bu adımların karşılık bulması için Kürt Halkı olarak bizim de üzerimize düşeni yapmamız gerekmektedir.

 

SORUNUN  KİMLİK  KARTI:

 

“SORUNUN ADI:DEMOKRATİKLEŞME (PAXANADOLU=ANADOLU BARIŞI=ANADOLU  KARDEŞLİĞİ):

SORUNUN KAPSAMI: Türkiye’nin iç ve dış bütün sorunları.

İç ve Dış Sorun Olarak Kapsamı: Alevi, Kürt, Başörtüsü, Azınlıklar, Heybeli Ada Ruhban Okulu, Ekümenlik… AB, Kıbrıs, Suriye, Yunanistan, Ermenistan, Irak …

SORUNUN  ÇÖZÜM  SÜRESİ : 13 YIL (2010 – 2023)

SORUNUN  MUHATABI : CESUR ÇOĞUNLUK (ANADOLU MİLLETİ),TÜRK veya TÜRKİYE  HALKLARI

SORUNUN ÇÖZÜM YERİ : TBMM

ÇÖZÜM MODELİ: TÜRKİYE MODELİ = ANADOLU MODELİ (PAXANADOLU)

ÜST KİMLİK: Tek Millet (Anadolu Milleti = Anadoluluk = Anadolu Kardeşliği = Türkiyelilik = T.C. Vatandaşlığı = Türk) sebep asabiyetine bağlı olarak asli unsurların oluşturdukları üst kimlik. Bu üst kimlik etnisiteye dayanmayan  Türk üst kimliğidir. Türk üst kimliği ortak kültürel kimliktir. Diğer halklar bu kimliğe Vatan sevgisi ve vatanseverlikle T.C. Vatandaşı olarak bağlıdır.

AMAÇ : Türkiye’nin bütün sorunlarını içine alan Paxanadolu (Anadolu Barışı = Anadolu Devrimi)’nun  gerçekleşmesi. TÜRKÜ (TÜR-KÜ = TÜRK – KÜRT) KARDEŞLİĞİ, Lozan antlaşmasıyla Türklerin ve Kürtlerin ve diğer unsurların   üzerinde anlaşmaya vardığı mutabakat. Hukukun üstünlüğüne dayalı, çoğulcu demokrasi, insan hak ve özgürlüklerinin teminat altında olduğu, Türkiye’deki bütün unsurların bir arada ve kardeşçe yaşadığı Anadolu barışının sağlanması. Anadolu kardeşliğinin sağlanması.” [2] 

 

 

ÜZERİNDE MUTABAKAT OLAN KONULAR

1-TÜRKİYE’NİN ADI. Türkiye ismi tartışma konusu bile olmamalıdır.

2-KURUCU UNSURLAR: Anayasa’da Kürtlerin Kurucu unsur olarak belirtilmesi de önemli bir sonuç doğurmaz. Bu beraberinde diğer grupların da asli kurucu unsur olarak anayasaya girmesini gerektirecektir. Bu açıdan pratikte bir faydası yok da yok.

3-ÜNİTER  YAPININ  KORUNMASI: Üzerinde mutabık olunan konulardan biri de üniter devlet yapısıdır.

4-BAYRAK:Milli egemenliğin ve siyasi bağımsızlığın simgesidir. Türkiye cumhuriyeti vatandaşlarının tamamının ortak mukaddesatı ve ortak sembolüdür.

5-RESMİ DİL: Ortak resmi dil Türkçedir. Türkçe dışında ikinci bir resmi dil başka resmi dilleri de doğuracaktır. 2. Resmi dil ciddi sıkıntılar doğurur.

6-MİLLİ  MARŞ: Türkiye hala Osmanlıdır. İstiklal marşı Arnavut orijinlidir. İstiklal Marşı millidir ve alternatifi olamaz.

7-LOZAN ANTLAŞMASI (TÜRK–KÜRT  KARDEŞLİĞİ MUTABAKATI–TÜRKÜ KARDEŞLİĞİ-TÜR-KÜ):

8-ÜST  KİMLİK  (SEBEP ASABİYETİ): Türk (Türkiyelilik)  üst kimliği : Anadoluluk, Türkiyelilik, Türklük, Anadolu Milleti,… aynı anlamı ifade etmektedir. Türk üst kimliği Türkiye’de yaşayan bütün unsurlar için bir sebep asabiyetidir. T.C vatandaşlığına bağlı Türk üst kimliği

9-TBMM KARARLARI :Bu süreçte her kesim TBMM’nin alacağı kararlara uymalıdır.

10-REFERANDUM YAPILMAYACAK: Ayrılalım mı referandumu yapılmamalıdır.

11-ETNİK ÖZERKLİK: Etnik özerkliğe Kürtlerin büyük çoğunluğu da karşıdır. Etnik özerklik ülkemizi bölünmeye götürür.

12-FEDERASYON:Federasyon seçeneğine de Kürtlerin büyük çoğunluğu karşıdır. Etnik federasyon ülkemizi bölünmeye götürür.

13-TÜRKİYE  BÖLÜNEMEZ:  Türkiye’yi bölünmeye götürecek hiçbir öneri kabul edilemez.

SÜRECİN TAKVİMİ

 

( 2010–2023  Anadolu Barışı Demokratikleşme süreci)

 

1 -  2010 – 2014 - SİLAHLARIN TAMAMEN DEVREDEN ÇIKMASI :

 

………………………….

 

13 - 2023 -  SORUNUN ÇÖZÜMÜNÜN SONUÇLANMASI :

 

ANADOLU BARIŞI, 2013 DEMOKRATİKLEŞME

 RAPORU  ÖNERİLERİ

ANADOLU BARIŞI RAPORUNUN TEMEL ANLAYIŞI ;

 

       Kürt Halkı’nın çözüm sürecine aktif olarak katılımının sağlanması üzerinedir. Kürt Halkı, PKK’ya silah bırak deme eşiğini yakalamıştır. Kürt Halkı, PKK’ya silah bıraktırmak için elinden gelen her şeyi yapmalıdır. Mitingler, imza etkinlikleri, kepenk kapatmalar, vergi adı altında haraç ödeme,…

       Kürt Halkı PKK sayesinde kazanım elde etmemiştir. PKK yüzünden ezilmiştir. PKK olmasaydı; Türkiye değişen dünya şartları ile birlikte, 12 Eylül sonrası, ÖZAL dönemiyle birlikte demokratikleşecekti.  PKK, 1984 yılında eylemlere başlamış,  OHAL’in ilan edilmesine sebep olmuş ve Türkiye’nin demokratikleşmesini engelleyen en büyük faktör olmuştur.

PKK SAYESİNDE DEĞİL, PKK YÜZÜNDE ANLAYIŞI ;

      Kürt Halkı PKK sayesinde hiçbir şey kazanmamıştır. Tam tersine Kürt Halkı PKK yüzünden ağır bedel ödemiştir anlayışı yerleştirilmelidir. Kürt Halkı PKK’yı kurtarıcı, bir sigorta olarak görmemelidir. Bu anlayışın önüne geçilmesi gerekmektedir.

      PKK olmasaydı, Türkiye (değişen dünya ve Türkiye koşulları)  demokratik adımları daha erken tarihlerde atacaktı (demokratikleşecekti). PKK, uzun yıllar Türkiye’nin demokratikleşmesi ve iç barışı önünde en büyük engel olmuştur. Bugün bu engelden kurtulmanın zamanı gelmiştir.

      Kürt Halkı, PKK sayesinde kazanım elde etmiştir algısının değiştirilmesi gerekmektedir.

PKK TERÖR ÖRGÜTÜDÜR, KÜRT ÖZGÜRLÜK HAREKETİ DEĞİLDİR:

      PKK, bir terör örgütüdür ve tarihe böyle geçmelidir. PKK asla ve asla Kürt özgürlük hareketi olarak kabul edilmemelidir. Böyle bir algı oluşturulmamalıdır. PKK, kendi kesiminde ne olarak görülürse görülsün. Diğer Kürtler  nezdinde özgürlük hareketi olarak görülmemelidir.

GÜVENCE SİLAH DEĞİL HUKUK OLMALIDIR ANLAYIŞI YERLEŞMELİDİR :

      Başta Kürt Halkı olmak üzere; Türkiye’de yaşayan bütün halklar, kendileri için silahların (şiddetin)  değil,  hukukun üstünlüğünün sigorta olduğu bilincinin gelişmesi gerekmektedir. Silah ve şiddet Türkiye şartlarında hiçbir hakkın güvencesi değildir. Türkiye’de yaşayan herkesin her kesimin haklarının güvencesi anayasa ve yasalardır, hukukun üstünlüğüdür.

 

KENDİ KADERİNİ TAYİN HAKKI :

       Her halkın kendi kaderini tayin anlayışı düşüncesini,  farklı bir anlayışla yeniden tanımlıyoruz. Bizim kaderimiz, Türkiye’de yaşayan her kesimin kaderi ile ortaktır. Artık tek başına kimsenin kaderi yoktur. Kaderlerimiz tektir ve ortaktır.

“GÜVEN (SAMİMİYET),İYİ NİYET: 

      Süreçte rol alabilecek bütün kişi ve kesimlerin samimiyeti kuşkuya yer bırakmayacak şekilde olmalı. Kürtler devlete güvenmemektedir. KKP’nın bitmesiyle tekrar eski günlerin yaşanacağını düşünmektedirler ve  KKP’yı bir sigorta olarak görmektedirler. Kürtlerde  KKP başarılı olmamalı ama aynı zamanda bitmemeli anlayışı mevcuttur. Bu  anlayış ancak hukukun üstünlüğüyle kırılabilir. Adalet mekanizmasına olan güvenin artırılması gerekmektedir. Faili meçhullerin kısmen araştırılması, sorumlularının yargı önüne çıkarılması Kürt halkının güvenini artırmıştır. Fakat, bu gelişmelerin AK Partiyle sınırlı kalacağı düşünülmektedir. AK Parti olmasa ne olacak sorusuna cevap verilmesi gerekiyor. Demokrasi ve hukukun üstünlüğünün siyasal iktidar  (AK Parti)’a   bağlı olmadığı,  hukuka, demokrasiye, insan haklarına bağlı olduğu anlayışının yerleşmesi lazımdır.”[3]

      Güvence silah değil hukuktur anlayışının yerleştirilmesi gerekmektedir.

PKK’YA SİLAH BIRAK DEDİRTMEK :

       Hemen hemen her Kürt’e PKK’ya silah bırak dedirtmek gerekiyor. Kanaat önderleri, sanatçılar, aşiret liderleri, STK temsilcileri, meleler,…  görüş açıklamalı ve PKK’ya net bir şekilde silah bırak demelidir.

Kürt halkı sürece tamamen adapte edilmelidir. Kürt Halkı süreci tamamen sahiplenmelidir.

 

ANALARIN ÇOCUKLARIMIZI GERİ VERİN[4] (ANALARIN DESTANI) EYLEMLERİ :

 

     Anaların eylemleri aralıksız devam etmelidir. 81 il ya da belli merkez illerde ve yüzlerce ilçede anaların eylemleri devam ettirilebilir.

      Anaların PKK çocuklarımızı geri verin eylemleri, PKK karşısında bugüne kadar Kürt Halkı’nın gösterdiği en önemli, en anlamlı, en cesur, en büyük,… tepkidir.

       Analar PKK’dan çocuğumu istiyorum demelidir düşüncesi bizim düşüncemizin de temelini oluşturmaktadır. 1990’lı yıllardan beri anaların rol almasını savunduk.

       Kürt toplumunda kadın (ana) faktörü son derece önemlidir. Kadının el attığı bir işin karşısına geçmek neredeyse imkansızdır. Kadın özellikle anlaşmazlıklarda (aşiret kavgaları,…) çok önemli bir konumdadır.

 

KÜRT DEVLETİ (DÖRT KÜRT DEVLETİ) : 

      Kürt Halkı’nı tahrik etmeye yönelik olan Kürtler’in devleti yoktur anlayışı yıkılmalıdır.  Kürt Halkı’nın dört ülkesi vardır. Türkiye, İran, Irak, Suriye Kürtler’in de devletleridir. Kürt Halkı, vatandaşı olduğu dört ülkede barışın anahtarı olmalı ve kardeş halklarla birlikte adil bir eşitlik içinde yaşamalıdır. Kürt Devleti macerası Kürt Halkı’nı Ortadoğu’da II. Filistin gibi bir çıkmaza sürükleyebilir. Ortadoğu’da Kürdistan demek II. Filistin sorununun çıkması demektir.

KÜRT SORUNU KAVRAMI :

      Kürt sorunu kavramı artık kullanılmamalıdır. Kürt kelimesi mümkün olduğunca kullanılmamalıdır. Bu kavram etnik ayrışmayı hızlandırmaktadır.

ANADOLU ENTEGRASYON  MODELİ :

      1994 yılından beri üzerinde çalıştığımız yerel yönetimler modeli,  AK Parti tarafından Kalkınma Ajansları şeklinde meclisten geçirilmiştir. (Anadolu Sistemi’nin özeti bu raporun içerisinde mevcuttur.) Anadolu Sistemi; etnisiteye dayanmayan ve 13 ekonomik kalkınma bölgesinden oluşan bir entegrasyon modelidir.

ANADOLU ENTEGRASYON MODELİ  ve DEMOKRATİK ÖZERKLİK BAAS DİKTATÖRLÜK SİSTEMİ :

      Anadolu Sistemi ile Demokratik Özerklik arasında önemli benzerlikler bulunmaktadır. Anadolu Sistemi 1994 yılında gündeme getirdiğimiz bir proje olup, 2000 – 2004 yılları arasında yayınlamış olduğumuz 4 dergide yayınlanmıştır. (Anadolu Sistemi ve Demokratik Özerklik BAAS Diktatörlük Sistemi karşılaştırması özeti bu raporun içerisinde mevcuttur.)

KÜRTLER’İN  STATÜSÜ :

      Kürtçü siyasi elitlerin dayatmaya çalıştığı BAAS tipi özerklik sistemi, Kürt Halkı’nın statüsü değildir. Kürt Halkı’nın statüsü, T.C. vatandaşlığıdır. Demokratik Özerklik demek, içsavaş demektir. DÖ, Kürtler arasında da içsavaş demektir. Etnik özerklik ayrışma getirir. Bizim önerdiğimiz Anadolu Entegrasyon Sistemi/Modeli 13 bölgeli bir entegrasyon modeli olup, ekonomik temelli özerk bölge sistemidir. Özerk bölgeler oluşturulacaksa; etnisiteye göre değil ekonomik kalkınma bölgeleri şeklinde olmalıdır. Bunun altyapısı da futbol ligi kurularak oluşturulabilir. 13 bölgde 13 bölge (Anadolu Ligi) futbol ligi kurulabilir.

ANADİLDE EĞİTİM :

      Anadilde eğitim PKK’nın silah bırakma şartları arasına kesinlikle girmemelidir. PKK, silah bıraktıktan sonra bu konu yıllarca tartışılır ve Türkiye’yi bölünmeye, ayrıştırmaya götürmeyecek bir şekilde sonuçlanır.  Anadilde eğitim çözülmeyi, ayrıştırmayı hızlandırabilir. Diğer etnik yapıları da harekete geçirebilir. Bu konu silah bırakma şartı olarak ileri sürülmemelidir. Anadilde eğitimin uygulanması onyıllar alabilecek  bir süreçtir. Silah bırakma şartı buna bağlanırsa yıllarca kan akacak demektir. Anadilde eğitim isteyenler, Kürt ulus bilinci oluşturmak için istemektedirler. Dikkat edilmesi gereken temel nokta burasıdır.

SİLAH BIRAKMA AŞAMALARI :

      Artık silah bırakma aşamasına geçmemiz gerekmektedir. Silah bırakma ve rehabilitasyon süreci STK’lar sürece dahil edilerek yapılmalıdır. Devlet bu işte koordinasyonu sağlayan taraf olmalıdır. Devlet PKK elemanlarına TOKİ usuli ile ev yapacak, kredi ve iş verecek,… gibi vaatler sorunu içinden çıkılamaz bir boyuta götürür. Bu tür vaatler PKK eleman sayısını arttırır.

      Sorunun çözümü için; TOKİ usuli ev yapılacaksa, işe ve kredi gibi faktörler devreye girecekse, bu STK (Dernek, Vakıf,…) ile işbirliğiyle yapılmalıdır. Devlet teröriste ev yapıyor, iş veriyor,… söylemleri provokasyonlara yol açabilir.

      STK’lar üzerinden bu sorun çözülebilir. Kurulabilecek Vakıf (Barış Vakfı,…), Dernek (ÇOGEV – DER ; Çocuklarımızı Geri Verin Derneği,…) gibi oluşumlara yapılacak bağışlarla sorunun çözülme yoluna gidilmelidir. Kamuoyunda teröriste benim vergilerimle ev yapılıyor, iş veriliyor,… algısının oluşmaması gerekir.

YURTİÇİNDEKİ PKK ELEMANLARI SİLAH BIRAKMALIDIR :

      Öncelikle yurtiçindeki kamplarda bulunan PKK elemanları mobil karakollar ya da belli bir alana gelerek silah bırakmalıdır. Yurtiçinde tek bir eleman dahi kalmamalıdır. Müzakerenin en vazgeçilmez  maddesi bu olmalıdır.

ÇOCUKLARIMIZI GERİ VERİN DERNEĞİ (ÇOGEV-DER) :

      Kurmuş olduğumuz dernek üzerinden silah bırakma ve rehabilitasyon süreci gerçekleştirilebilir.

TERÖRÜN SONA ERDİRİLMESİ VE TOPLUMSAL BÜTÜNLEŞMENİN GÜÇLENDİİRLMESİNE DAİR KANUN TASARISI İSTİSMAR EDİLMEMELİDİR:

      Yasanın şımarıklık yapılarak istismar edilmesinin önüne geçilmelidir. PKK ve bileşenlerinin yeni yasa tasarısı başta olmak üzere, olası gelişmeleri ve çözüm sürecini istismar etmemesi gerekiyor.

PKK ÜST YÖNTİMİNİN (BARIŞ İSTEMEYENLER)  TASFİYE EDİLMESİ :

      PKK, üst yönetiminde çözüm sürecine karşı olanlar tasfiye edilmelidir. Yani PKK üst yönetimi değişmelidir şartı tartışılabilir/önerilebilir.

      Üst düzey  PKK  yöneticileri  (13…,33… Kişi) Pakistan, Türkmenistan, Japonya, Güney Kore, Malezya, Azerbaycan,… gibi bir ülkede ikamet edebilir seçeneği,.. Türkiye’ye yakın olan dost diyebileceğimiz ülkeler.

      Avrupa Ülkeleri kesinlikle bu sürece karıştırılmamalıdır. Çözüm modeli Anadolu Modeli olmalıdır. Tamamen yerli olmalıdır. Türkiye modeli, benzer sorunların çözümüne örnek olmalıdır.

PKK, ÖRGÜTE ELEMAN ALMAMALIDIR :

      Çözüm sürecinin başarısı için  PKK bir açıklama yaparak; kimsenin bundan böyle örgüte kabul edilmeyeceğini, geleceklerin olası gelişmelerden faydalanamayacağını, örgüte eleman getireceklerin PKK ile bir ilgisinin olmadığını ve bu sorumluluğu kabul etmeyeceğini açıklamalıdır. Bundan sonra PKK’ya kimse gelmesin açıklaması yapmalıdır.

PKK YURT İÇİNDEKİ ELEMANLARI :

      Öncelikle yurtiçindeki bütün PKK elemanlarının kendilerine en yakın karakola gidip silah bırakacağı bir sürece girmeliyiz. PKK elemanlarının olduğu her ilden belli bir karakol noktası da bunun için belirlenebilir.

PKK’NIN İLK ATACAĞI ADIMLAR :

PKK, bütün kadın ve çocukları ilk etapta serbest bırakmalıdır.

PKK eroin ticareti yapmayacağını açıklamalıdır.

PKK, iç infazlarda öldürdüğü binlerce Kürt çocuğunun isimlerini açıklamalıdır. Ölen her eleman devletin üzerinde kalmamalıdır.

PKK, içinfazlarda öldürdüğü Kürt Çocuklarının isimlerini açıklamalıdır.

PKK İÇİNDEKİ KONTROLSÜZ GURUPLAR :

      PKK içinde kontrolsüz guruplar  varsa; PKK bu gurupları açıklamalıdır. Bu guruplar hangi ilin sınırları içerisindeyse, sorumluları kimlerse bunları açıklamalıdır. Kontrolsüz gurupları sahiplenmeyeceğini açıklamalıdır. PKK, kontrolsüz hareket edeceklerin, bunun bedelini ödeyeceğini ilan etmelidir.

      PKK, kontrolsüz guruplar diyerek yeni bir PKK kurabilir. Böyle bir oluşuma kesinlikle müsaade edilmemelidir.

PKK ARŞİVİ VE SİLAHLARI :

    Örgütün elinde bulunan silahlar ve örgütün arşivi belli şartlar dahilinde imha edilebilir.

GÖZLEMCİ HEYET :

      Çözüm sürecinde gözlemci olacaksa eğer; Avrupa mahreçli guruplar 3. taraf olarak sürece karıştırılmamalıdır. Çözüm süreci tamamen yerli olmalıdır. Üçüncü tarafa ihtiyaç olacaksa, bunu yapacak STK’lar  Türkiye’de mevcuttur.

BARIŞ VAKFI ve REHABİLİTASYON KAMPLARI

       Öncelikle Barış Vakfı (silah bırakan PKK elemanlarının masraflarının karşılanması ve rehabilitasyon için) ve Rehabilitasyon Kampları kurulmalıdır.

       Silahlarını bırakacak olan PKK elemanları için  Vatana Dönüş Rehabilitasyon Kampları oluşturulmalıdır.

       Barış Komisyonu  kurularak, rehabilitasyon kamplarında Barış Komisyonu gözlemcilik yapmalıdır.

       PKK Örgüt Elemanları, Barış Komisyonu tarafından seçilen guruplar tarafından ve belli  guruplar halinde teslim alınmalıdır.

       Türkiye - Irak sınırında ya da  Konya ilinde Rehabilitasyon Kampları kurulabilir. Fakat, Türkiye dışında olması sürecin yürümesi için daha uygundur.

       Türkiye’nin belli üniversitelerinden, üniversite öğrencilerinden rehabilitasyon kamplarında görev alacak  olan gönüllü barış gurupları oluşturulmalı, bu gurupların başında uzmanlar/uzman psikologlar, sosyologlar,… olmalıdır.

       Rehabilitasyon  kamplarında yargılamalar usulüne göre yapılmalıdır. Hukuk devletinin ilkeleri tam olarak uygulanmalıdır.

       Yargılanma sonucu ceza alanlar, cezalarını çekmek üzere cezaevlerine gönderilecek. Örgüt elemanlarından serbest kalanlar ailelerinin yanlarına gönderilecek. Ailelerinin yanlarına gönderilemeyecekler, STK’ların finansmanını sağlayacağı “Dernek (ÇOGEV-DER ya da Anadolu Barışı Vakfı” aracılığı ile sahiplenilecek.

MAHMUR KAMPI :

       Mahmur Kampındakiler;  “Barış Vakfı ya da ÇOGEV-DER” aracılığı ile eski yerlerine ya da toplu olarak VAN ilinde belirlenen bir yere, kendilerine TOKİ usulü ile ev yapılarak yerleştirilebilirler. Bu evlerin masrafları, “Barış Vakfı ya da ÇOGEV-DER”  tarafından karşılanabilir.

SİLAH BIRAKANLARIN FİNANSI  DEVLET TARAFINDAN  DEĞİL, STK’LAR ARACILIĞIYLA SAĞLANMALIDIR : 

       Silah bırakan PKK elemanları için devletin iş vaadi, ev, kredi,… vb. vaatleri olmamalıdır. Bu durum PKK elemanlarının sayısını arttırmaktadır. Böyle bir durum yüksek risk taşımaktadır. Batı kamuoyu bu durumdan tahrik olabilir. Yapılması gereken STK’ların desteklenmesiyle PKK elemanlarının sahiplenilmesidir. Silah bırakan PKK elemanları yerlerine döndüğünde çoğuna ailesi zaten sahip çıkacaktır. Ailesi sahip çıkamayacak durumda olanlara STK aracılığıyla yardımcı olunmalıdır. Bazıları DBP/HDP belediyelerine de alınabilir. Silah bırakan PKK elemanlarının her biri kahraman olarak karşılanacaktır. Her köy/mahalle,… ye bir kahraman olarak gelinecektir. Her mahalde bir kahraman oluşturulmamalıdır. Bunun için gerekli önlemler alınmalıdır.

       Kürt toplumu bir şiddet toplumudur. Şiddeti hayat nizamı olarak seçmiş olan PKK’lılar da ciddi problem olacaklardır. Her mahalde bir mafya örgütü türeyebilir.

       Silah bırakan hemen hemen her PKK’lı şiddete meyilli olduğundan, rehabilitasyon süreci sancılı geçecektir. Rehabilitasyon sürecinde devlet doğrudan rol oynamamalıdır. Devletin desteklediği STK’lar rol oynamalıdır. Hiç kimse süreçte şımartılmamalıdır.

ÖCALAN İÇİN KIBRIS EV HAPSİ :

        Abdullah ÖCALAN ev hapsine çıkacaksa eğer, Kıbrıs ev hapsi hem Öcalan hem de örgüt üst düzey yöneticileri için düşünülebilir. Ev hapsi Türkiye’nin denetiminde olmalıdır. Eğer bu mümkün değilse, Türkiye ile ilişkileri iyi olan ülkeler bunlara ev sahipliği yapabilir. Azerbaycan, Japonya, Pakistan, Güney Kore,… gibi bir ülke düşünülebilir. Avrupa ülkeleri riskli ülkelerdir.

ROBOSKİ / ULUDERE :

       Dağlıca, Aktütün, Reşadiye, İskenderun, Silvan,… gibi PKK üst yönetiminin talimatlarıyla gerçekleşen olaylar kullanılarak ROBOSKİ/ULUDERE olayı soğutulabilir. Bir yargılanma olacaksa; bu katliam talimatlarını (Dağlıca, Aktütün, Reşadiye, İskenderun, Silvan,… ) veren PKK üst (Cemil BAYIK, Murat KARAYILAN, Fehman HÜSEYİN, Duran KALKAN,…) yönetimi de yargılanmalıdır şartı ileri sürülebilir.  Roboski olayı ciddi bir kırılmadır. Kürt Halkı’nda intikam hissi yerleştiren bir olaydır.

DİYARBAKIR  ASKERİ  CEZAEVİ CAMİİ YAPILMALIDIR.

       Diyarbakır Cezaevinin müze yapılması girişimleri yıllardır dillendiriliyor. 12 Eylül 1980 askeri darbesinden  sonra yaşanan işkencelerle ünlü bir hapishane. 78’liler Derneği bunun için 100 bin imza topladığını iddia ederek imzaları meclise teslim etti.  Dernek başkanı Gani ALKAN, Milli Savunma, Kültür ve Adalet bakanlıklarının toplantısından olumlu sonuç çıktığını iddia etti ve bunun çözüm sürecine katkı sağlayacağını iddia etti.

       Hapishaneleri müzeye dönüştürürsek yüzlerce müze oluşur. Hangi hapishanede işkence yapılmadı ki? Diyarbakır cezaevinin müze yapılması çözüm sürecine nasıl bir katkı sunacak? Yaşanan acıları taze tutarak, insanlarda intikam hissi oluşturarak çözüm sürecine katkı sağlanamaz. Müze olmasına karşı olmamakla birlikte, yerine Cami yapılmasının çözüme daha fazla katkı sağlayacağını düşünüyoruz.

      12 Eylül işkencehaneleri: Mamak, Metris, Kayseri (zincirdere), Konya (Dutlukır), Diyarbakır hapishaneleri…Bu işkence hapishaneleri  darbecilerin genel bir uygulaması olmakla beraber Diyarbakır işkenceleri toplumun hafızasında onarılması güç yaralar açmıştır. Diyarbakır uygulaması adeta sistemli bir şekilde Kürtlerin bir yerlere (PKK gibi örgütlere) gitmesi için planlanmıştır. Erbakan, Demirel, Yazıcıoğlu, Türkeş…gibi siyasetçiler hapse girmiştir. Sadece Kürt siyasetçiler hapse girmemiştir.

      Bütün Kürtler elbette Diyarbakır Hapishanesine girmediler ama, Kürtçüler adeta bütün Kürtleri Diyarbakır hapishanesinde göstererek bundan rant sağlamaya çalıştılar. Diyarbakır hapishanesinden çıkanlardan bazıları da Kürtlerden intikam alırcasına bunu kullandılar. Adeta ben acı çektim bütün Kürtler de acı çeksin mantığını uyguladılar. Çözülmesi gereken önemli bir sorun da budur ve kimsenin itiraz etmeyeceği en önemli seçenek de cami yapılmasıdır.

      Diyarbakır Cezaevi Cami  yapılmalı, eski anılar  düşmanlıkların taze kalmasına sebep olacaktır. Bunun için müze veya başka bir alternatif yerine cami olmalıdır.

ASKER KAÇAKLARI :

       PKK’ya gidenlerin önemli bir bölümü asker kaçaklarından oluşmaktadır. Halihazırda asker kaçakları sayısı önemli bir rakama ulaşmaktadır. Asker kaçakları, askerliklerinin kalan bölümünü tamamlamak şartıyla affedilebilirler. Bu konu son derece önemlidir. PKK’ya gidenlerden önemli bir bölümü asker kaçaklarından oluşmaktadır.

VAN MERKEZLİ ÇÖZÜM :

      Van merkezli sanayileşme gerçekleştirilebilir. VAN,  II. Diyarbakır olmamalıdır. VAN böyle bir sürece girmeden önlemler alınmalıdır. VAN  ili sorunun çözümü için önemli bir konumda bulunmaktadır.

      VAN halkı bölücülüğe prim vermeyen bir halktır. VAN II. Diyarbakır gibi belli bir düşüncenin ve gurubun hakimiyetine girmemelidir. Bunun için yapılması gerekenler yapılmalıdır. VAN, II. Gaziantep olabilir. Sanayi ve kültür kenti olabilir.

ANADOLU ORTAK TARİHİ ve EDEBİYATI :

      Kürtler’in de dahil olduğu Anadolu ortak tarihi ve Anadolu edebiyatı üzerinde çalışılmalıdır.  Misak-I Milli sınırları içerisinde yer alan bölgeler ortak tarih ve ortak edebiyat olarak belirlenebilir.

GENEL AF / SİCİL AFFI :

       Çözüm sürecinin sonucunda GENEL / SİCİL affının olacağı görülmektedir. Vatana Dönüş Affı olarak adlandırabileceğimiz bu af, Abdullah ÖCALAN ve örgüt üst düzey yönetimini en azından başlangıç itibariyle kapsamamalıdır.

KANDİL MERKEZ KAMPI VE DİĞER KAMPLAR :

       Başta Kandil Kampı olmak üzere; PKK terör örgütünün bütün kampları, bir daha  kullanılamayacak şekilde imha edilmelidir.

KÖY KORUCULARI :

      PKK, tamamen silahsızlandırılmadan koruculuk kaldırılmamalıdır. Korucular köy bekçisi statüsüyle görevlerine devam etmelidir.

MİLLİLİK BİLİNCİ :

      Türkiye’de yaşayan bütün toplum kesimleri milli bir anlayışa sahip olmalıdır. Milli Türkler, Milli Kürtler, Milli Lazlar, Çerkezler, Arnavutlar, Araplar, Boşnaklar, Ermeniler,… Sünniler, Aleviler, Ulusalcılar,… kısacası bütün kesimler Türkiye Cumhuriyeti bayrağı altında milli duygularla hareket etmelidir.

VATANA DÖNÜŞ HEYETİ : 

     Vatana dönüşü sağlayacak yeni bir akil insanlar gurubu/heyeti oluşturulabilir. Bu heyet silah bırakma aşamalarını ve sürecini halka anlatır. Halkın silah bırakmaya hazır olması gerekir.

ÖZÜR DİLEME :

      Özür dilenmelidir tartışması  aslında gereksiz bir tartışmadır. Şu anda devleti yöneten insanlardan yıllar önce devleti yönetmiş olup hatalar yapanların yerine özür beklemek mantıklı bir istek değildir. Fakat illa  özür dilenecekse bütün kesimlerden özür dilenmelidir. Özür dileme  meselesi, TBMM başkanı ya da cumhurbaşkanı tarafından yapılabilir.. Ortak gelecek oluşturma adına bütün kesimleri dikkate almak gerekir. Sadece Kürtlerden değil bütün kesimlerden özür dilenebilir. İsim belirtmeden… özür dilenebilir. Devletin haksızlık yaptığı bütün kesimler denebilir.

       Sorunun çözümü için atılacak en önemli adımları siyasi adımlar oluşturmaktadır. Siyasi tedbirlerin yanında güvenlik, kültürel, idari, ekonomik…tedbirlerin de alınması gerekmektedir. Özellikle ekonomik ve kültürel tedbirler sürecin hızlanmasına ve entegrasyonun tamamlanmasına  katkı sağlayacaktır.

    Tam bir güvenlik sağlanmalı. Devletin kolluk kuvveti korkulan değil güvenliği sağlayan, ayrımcı değil  herkesin hizmetinde olmalı. Sorun salt güvenlik sorunu değildir. Psikolojik, ekonomik, kültürel,… ve diğer faktörler de dikkate alınmalıdır. Güvenlik güçlerinin halkın yanında yer alması gerekir.

SÜRECİN EN ÖNEMLİ AKTÖRÜ :

      Sürecin en önemli aktörü  cumhurbaşkanı olmalı. Siyasi partilerin risk almaktan kaçınması bazı adımların atılmasını engelleyebilir. Aktif bir cumhurbaşkanı sorunun çözümünü hızlandırır.

ORTAK GEÇMİŞTEN ORTAK GELECEK OLUŞTURMA :

       Türkiye, geçmişteki ortak değerlerinin üzerinden ortak geleceğini inşa etmelidir.  Selahaddin Eyyubi torunları ile Fatih, Yavuz, Kanuni,… torunları, Osmanlı torunları ile İdris_İ Bitlisi torunları,… geçmişi ortaktı geleceği de ortak olacaktır.

ŞİDDETE KARŞI ORTAK TAVIR :

      Süreçte rol alacak bütün unsurlar şiddete karşı ortak tavır belirlemelidir. Devlet şiddetine kaşı çıkanlar, PKK şiddetine karşı çıkıp tavır göstermede çekingen davranmaktadırlar. PKK, şiddetini meşru görüyorlar. PKK şiddetine  net bir şekilde karşı çıkılmalıdır.

DEVLETİN İTİBARI :

      Türkiye’de yaşayan herkes vatanına değer vermeli devletini küçültücü taleplerde bulunmamalı. Devletin onurunu halkın onuru olarak görüp sahip çıkmalı. Olmayacak isteklerde bulunarak süreci durdurmamalı.

       Devletin itibarı bir terör örgütü olan PKK’nın itibarı ile eşit görülmemelidir.

EMPATİ :

       Sorunun herkesin sorunu olduğu unutulmamalıdır. Karşılıklı güven olmalıdır. İnsanlar her hareketinde karşısındakini düşünerek hareket etmelidir. Birbirimizi anlamalıyız…birbirimizin haklarına saygı göstermeliyiz…

YANLIŞ  TERMİNOLOJİ YA DA SÜRECİN ÜSLUBU:

      Düşmanca bir dil kullanılmamalıdır.

      Türk – Kürt, Türklerle Kürtler kelimelerini zorunlu olmadıkça kullanmamak. Kullanırken de birliği pekiştirmek için kullanmak gerekir.

Türkler ve Kürtler kendi isimleriyle anayasaya girsin ısrarı:

Bu ısrar farklılık yaratmaktır ve yanlıştır. Etnisite anayasaya kesinlikle girmemelidir.

ÖFKE HAKİMİYETİ :

       Siyasi partiler, Sivil toplum kuruluşları, asker, polis, vatandaşlar…bu süreçte öfkelerine hakim olmalı.

SAVAŞ DİLİ :

       Savaş dili kullanılmamalı.

BAŞARI – BAŞARISIZLIK İKİLEMİ :

       Bu süreçte başarı Türk (Türkiye’de yaşayan bütün halklar) halkınındır. Başarı TBMM’nindir.

SOKAK ÇATIŞMALARI :

       Mesele sokaklara taşmamalıdır. MHP,CHP,HDP… kendi tabanlarına sahip çıkmalıdır. PKK, yıllarca Türk – Kürt çatışması çıkarmaya çalışmış, derinleşmiş bir içsavaş çıkarmaya çalışmış ama, bunu başaramamıştır. PKK, Batı illeri (İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Mersin, Adana,…)’nde yaşayan Kürtler’in Doğu’ya göç etmesini istemiş ama, halk buna itibar etmemiştir. Durum böyle bir sürece doğru gitmemelidir. Türkiye’nin batı illerinde, Kürt nüfusunun yoğun olduğu bazı ilçelerde (İnegöl, Dilovası, …)  provokasyon ihtimalleri yüksektir. Özellikle ilçelere dikkat edilmesi gerekiyor.

SUÇLU ARAMA :

       Kim suçlu tartışması gereksiz bir tartışmadır. Eğer bir suşlu varsa her kes suçludur.Terörün ortaya çıkmasında ve yayılmasında her kes suçludur.

KÜRTLER NE İSTİYOR?

       Kürtler birlikte yaşamaktan yana  ve demokrasi istiyor, insan haklarına saygı istiyor,… Amaç demokratikleşmeye bağlı olarak Kürt sorununu çözmektir. Temel mesele Kürtler’i mutlu edip ortak aidiyet bilincini artırmak olmalıdır. Kürtlerle - Türkler ortak kader birliği yapmıştır, gerisi teferruattır. Kürtler bu kader birliğine sahip çıkılmasını istiyor. Kürtler Anadolu Kardeşliği istiyor.

ÇANAKKAL BİLİNCİ GELİŞTİRİLMELİDİR :

     Çanakkale  tek başına Anadolu kardeşliği için yeterlidir. Çanakkale bilinci geliştirilmelidir. Çanakkale, bütün kesimlerin ortak geçmişinin tapusudur. Çanakkale ortak aidiyet bilincinin oluşturulması için en önemli etkendir.

ŞEHİR BİLİNCİ :

       İstanbul, Ankara, Adana, İzmir, Antalya, Van,… gibi şehirlerde şehir bilinci oluşturulmalıdır. İstanbul’da yaşayanlar Türkiye’nin neresinden gelirse gelsin artık İstanbulluyum demelidir. İstanbul üzerinden bu bilinç geliştirilirse, bütün Türkiye’ye etkisi olacaktır. İstanbullu olma bilinci etnik kimlikleri  nötralize edebilir.

ETNİK SINIR :

Kürtlerin en büyük şehri İstanbul’dur. Kürt toplumu batı ile entegre olmuş, iç içe yaşamaktadır. Etnik sınır artık ortadan kalkmıştır. Etnik sınır çizmeye çalışanları dikkate almamak gerekir.

KÜRT ULUS BİLİNCİ :

       Hemşerilik duygusu ve aşiretçilik duygusu Kürt toplumuna hala hakimdir. Kürt ulus bilinci ise, toplumun marjinal bir kesimine hakim olmuştur. Kürtlerin önemli çoğunluğu ulusal bilince ulaşmadan batı ile entegre olmuştur. Özellikle Suriye (Rojava) olayları, Kürtçüler tarafından iyi kullanılmış ve ulus bilincini arttırmıştır.

ENTEGRASYON :

       Türkiye entegrasyonu bölünme kabul etmiyor. Kürtler önemli ölçüde Türkiye’ye entegre olmuşlardır. Vatandaşlık bilinci, milli eğitim, ulaşım, haberleşme, ortak milli pazarın oluşması, nüfus hareketleri, evlilikler,… İç göç bölünmeyi engellemektedir. Entegrasyon için gerekli çalışmalar yapılmalıdır.

KÜRTLER’İN İRADESİ :

        Kürtler Osmanlının tebaası, Türkiye’nin vatandaşı  oldular ve tercihlerini Türklerle yaşamak üzerine yaptılar. ALLAH devlete zeval vermesin anlayışına sahiptirler. Türkiye’nin bölünmesinin önündeki en önemli faktör bizzat Kürtlerin Türklerle birlikte yaşama  isteğidir. Bu istek geleceği belirleyen bir istektir. Kürt halkı birlikte yaşamaktan yanadır. Bölünmeye karşıdır. Kürt Halkı’nın iradesine ipotek koymaya çalışanlara karşı Kürt Halkı kendi iradesine sahip çıkacaktır.

ASKER VE ÖRGÜT ELEMANLARI AİLELERİ :

       Süreci etkileyecek önemli faktörlerden biri de bu uğurda maddi ve manevi bedel ödeyenlerdir. Fedakar halkımız Anadolu Kardeşliği için, iç barış için…üzerine düşen fedakarlığı yapacaktır… Aileler bir araya getirilmeye çalışılmalıdır.

DİASPORA KÜRTLERİ :

        Diaspora Kürtleri (özellikle Avrupa’dakiler)  hiçbir şeyden memnun olmamakta diretirlerse süreci etkileyebilirler. Sürecin önündeki en büyük engellerden biri de diaspora Kürtleri’dir. Bu konu üzerinde çalışılmalıdır. Avrupa’da yaşayan Kürt vatandaşlar da PKK’ya silah bırak baskısı yapmalıdır. Bu konuda STK’lar kurup halkı yönlendirmek gerekir.

FEODALİTE :

       Feodal beyler demokratikleşme ile birlikte eski konumlarını kaybetme korkusuna düşebilirler. Süreci durdurma şansları olmamakla birlikte, provokatif olaylar çıkarabilirler. Çözüm sürecine aşiret ağalarının da katılımı sağlanabilir.

KORUCULAR :

      Geçici Köy Korucuları bu sürecin önemli aktörlerinden biridir. Kendilerinin işinin bittiği, bir kenara atılacakları duygusu hakim olursa provokatif eylemlerde bulunabilirler. Korucular yalnız bırakılmamalıdırlar. Koruculuk sistemi, PKK silah bırakmadan kaldırılmamalıdır. Koruculuk köy bekçiliği statüsüyle sahip çıkılarak yalnız bırakılmamalıdır.

SÜRECİN RANTÇILARI :

       Rantçı Kesimi (Silah Kaçakçıları, Uyuşturucu Tacirleri, Haraç Toplama  Çeteleri, Petrol Kaçakçıları…), Kürtçü burjuvazi v e PKK  burjuvazisi: Bu kesimler ekonomik rantlarından dolayı sürece engel olmaya çalışabilirler.

BAĞIMSIZLIK TARAFTARLARI :

        Demokratikleşmeden tatmin olmayacaklar sürece engel olmaya çalışacaklardır. Ne olursa olsun, ne yapılırsa yapılsın memnun olmayacak bir kitle hep olacaktır. Bağımsızlık taraftarları görece olarak az görünmektedir. KCK, PKK, HDP,… tavır değiştirdiğinde psikolojik bir kırılma yaşanabilir. Bağımsızlık taraftarları sayısı artabilir. Bağımsızlık duygusu bastırılmış bir duygudur. Bastırılmış duyguyu açığa çıkarıp ortak devlet aidiyeti güçlendirilmelidir. Kürtler bağımsız devlete zaten sahiptir. O bağımsız devlet Türkiye’dir. Türkiye, Kürtler’in de, Türkiye’de yaşayan bütün kesimlerin de devletidir.

TSK – EMNİYET – ASKER – POLİS (KOLLUK KUVVETLERİ):

       Süreci etkileyecek en önemli taraf TSK’dır. TSK’nın süreci desteklemesi hayati önem arz etmektedir. TSK bu süreçte Halk’ın yanında ve arasında olmalıdır. Kürtler arasında Asker – Polis,… kolluk kuvvetleri konusunda olumsuz bir algı söz konusudur. Asker  ve polis bu süreçte özellikle belirli günlerde (kurtuluş günleri, bayram, kandil,…)  halkın arasına karışmalıdır.

KORUCU VE VATANDAŞ SİLAHLARI :

       Köy korucuları ve vatandaşların silahları ise sürecin ilerlemesine göre toplanmalıdır.  Köy korucuları silahları önemli bir problemdir. Daha önemli bir problem ise; halkın kendi silahlarıdır. Halkın çoğu; terör ortamı, aşiret kavgaları, güvenlik gerekçeleri,… gibi etkenlerden dolayı silahlanmıştır. Yüzbinlerce vatandaş silahlanmıştır. Vatandaşın silahlanması tehlikeli ve riskli bir durumdur. Özellikle vatandaş silahları üzerinde çalışma yapılmalıdır.

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ:

       Yeni anayasa bu süreçte kısa sürede hazırlanamayacağına göre belli yasal değişiklikler yapılıp sonuçları da görülmüş olur. Böylece hem kamuoyu (cesur çoğunluk) hem de muhalefet partileri sonuçları görerek daha makul kararlar alabilirler.

       VATANA DÖNÜŞ YASASI :

       Vatana dönüş yasası hazırlanarak insanlarımızın örgütün pençesinden ve dış güçlerin oyuncağı olmaktan…kurtarılmalıdır. Başlangıç için kısmi af niteliği taşıyacak bir yasa çıkarılabilir.

SÜRECİN BAŞLAMASINDAN SONRA ÖRGÜTE GİDENLERİN DURUMU:

           Sürecin resmen başladığı tarih belirlenip o tarihten sonra örgüte gitmelerin önüne geçilmelidir. Barış çabalarının olduğu bir dönemde dağa çıkanlar barışa inanmamakta ve barışı istememektedirler. Sürecin başlamasıyla birlikte örgütün dağ kadrosunun azalması gerekir.

AF  VE  KAPSAMI:

      Af yetkisi cumhurbaşkanına bırakılmalıdır.

a-Örgüt Yöneticileri (200  civarında – ÖCALAN dahil) için af: Şu anda tartışma konusu olmamalı.

b-Örgüt  yöneticilerinin Türkiye’ye dost olan  ülkelerde siyasi mülteci olarak (Türkiye’nin yaşamalarına ve tutuklanmalarına müdahale etmemesiyle)  kalması

c-Yöneticiler dışında kalanlara  af

d-Askerliğini yapmamış olanlar, askerliğini yapmak şartıyla af.

e-Türkiye geneli asker kaçağı olanlar. Askerliklerini yapmak şartıyla af

f-Askerliğini yapmamış ama belli bir yaşın üstünde olanlar…

g-33-45 veya belli bir yaş grubunda bulunanlar belli bir süre ( 33 gün gibi) askerlik yapma şartı ile af

h-SİCİL AFFI: Sicil affı da tartışılmalıdır.

ı-GENEL AF:

     Af yetkisi cumhurbaşkanında olmalı. TBMM çıkaracağı yasayla af yetkisini cumhurbaşkanının uhdesine bırakmalıdır.

 a-Genel affın tartışılması uygulanma zamanı  2023 :  Genel af seçeneği en sona bırakılmalıdır. Genel affın en sona bırakılması toplumsal öfkeyi azaltacaktır.

b-Tutuklu bulunanların af edilmesi

c-Yurt dışında bulunanların af edilmesi

d-2023 : affedilenlere  siyaset yapma yolunun açılması

e-Örgüt elemanlarından sadece Türkiyeli olanlar vatandaşlığa kabul edilmeli diğerleri (Suriye, İran, Irak…) bunun dışında tutulmalı.

f-Rehabilitasyon sürecinden geçirilecekler: Mahmur kampı, Türkiye – Irak sınırında belli bir bölge, Kuzey Irak, Türkiye içerisinde bir il (Konya)  rehabilitasyon için kullanılabilir.

g-Kendi özgür iradelerine bırakılarak ailelerinin yanlarına yerleşmeleri sağlanacak

            Af (serbest bırakılanlar) edilenler için en makul yol kişilerin kendi aileleri yanına yerleşmeleridir. Aileleri olmayanlar için farklı bir formül uygulanabilir. STK’lar aracılığıyla, ailelerinin yanına yerleşmeyecek, kimsesiz,… kişiler sahiplenilebilir.

MAHMUR  KAMPI (ANADOLU KENT) :

        Mahmur kampında bulunanlar,  daha önce yerleşik oldukları yerlerine, mayınlı arazilerin temizlenen bir bölgesinde veya VAN ilinin belirlenen bir bölgesinde  Anadolu Kent (Köy Kent Benzeri) Modeliyle yerleştirilebilir. Kendilerine Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığı kimliği verilerek diğer sorunları da çözülmelidir.

 

IRKÇILIK :

      Irkçılık  (Türk, Kürt…) anayasal bir suç haline getirilmelidir.

KÜRTLER VE AZINLIKLAR:

      Kürtlerin azınlık olmadığı, asli unsur olduğu mantığı yerleştirilmelidir.

TERÖR  MAĞDURLARI :

        Terörden dolayı mağdur olanlar Türkiye’nin imkanları ölçüsünde memnun edilmelidir.

BOŞALTILAN  KÖYLER:

      Köylerine dönmek isteyenler için altyapı çalışmaları yapılmalı. Dönmek istemeyenler için mağduriyeti oranında yardım yapılabilir.

MAYINLI   ARAZİLER:

     Mayınlı arazilerin  temizlenmesi Türkiye’nin bu toprakları daha verimli kullanması için gereklidir.

 EĞİTİM  VE ETNİSİTE (EĞİTİME ETNİSİTE GİRMELİ Mİ?):

     Etnisitenin eğitime girmesi onarılmaz yaralar açabilir. Eğitim sistemi etnik ayrıştırmayı engelleyecek şekilde düzenlenmelidir.

ORTAK TARİHİN OLUŞTURULMASI:

 Kürt tarihi ile Türk tarihi birleştirilmelidir. Sadece Türklerin ve Kürtlerin değil Türkiye’de yaşayan bütün unsurların dahil olduğu ortak bir tarih anlayışı olmalıdır.

MİTİNG  VE  GÖSTERİ  ALANLARI:

      Sadece mitingler ve gösteriler, protestolar için özel alanlar ayrılmalıdır. Bu şekilde şehir içlerinde esnafların işyerlerinin zarar görmesi engellenmiş olur, kepenk kapatmaların önüne geçilmiş olur.

DAĞA GİDİŞİN SEBEPLERİ VE YOLU:

      Dağa gidişin en önemli sebebi fiziksel şiddete uğramaktır. Diğer sebepler (işsizlik, aşağılanma, Kürtçülük…) fiziksel şiddetin yanında fazla önemli değildir. Önemli olan fiziksel şiddetin önüne geçilmesidir.

TÜRK SORUNU:

       Türk sorunu oluşturulmamalı. Gün geçtikçe bir Türk sorunu oluşuyor. Türk milliyetçileri kullandıkları, üzerinde politika yaptıkları PKK terörü bittiğinde, ellerindeki malzeme de bitmiş olacak. Bu boşluk Türk sorununu derinleştirebilir. Bunun için de önlemler alınmalıdır.

ELEKTRİK KAÇAKLARI :

Elektrik kaçağı son derece önemli bir olaydır. Elektrik kaçağının temelinde tembellik, her şeyi devletten bekleme anlayışı (devlet baba,…) ve PKK’nın kaçak kullanımı teşvik etmesi vardır. Bunun önüne geçmek için; ödeme güçlüğü olan fakir  aileler için belli bir kullanımın ücreti STK’lar ya da Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı aracılığıyla karşılanabilir. Kaçak elektrik kullanımı, son derece önemli bir olaydır. Bunun üzerinden kurallara uymayan, isyana hazır bir kitle oluşturulmaya çalışmaktadır.

 SEÇİMLERDE ADAY SEÇİMLERİ:

       Feodal beyler, zenginler, örgüt mensupları…aday gösterilmektedir. Liyakat sahipleri aday gösterilmemektedir. Bütün partiler buna dikkat etmelidir. Nitelikli, liyakat sahibi kişiler aday gösterilmelidir. Güneydoğu’nun geri kalmasının en temel sebeplerinden biri de, liyakatsız kişilerin belediye başkanı seçilmesi, milletvekili olmasıdır.

CEZAEVLERİNİN   DENETLENMESİ:

       Cezaevlerinin denetlenmesi ile haksızlıkların, insan hakları ihlallerinin…önüne geçilmiş olunur.

 

SEÇİM BARAJI :

         Seçim barajının %10 olarak kalması Türkiye’nin istikrarı açısından gerekli olmakla birlikte, önemli bir kesimin meclis dışında kalması demokratik açıdan kusurludur. Seçim barajının % 5 ‘e  indirilmesi  bu konudaki tartışmaları bitirecektir. Halkımız daha çok ekonomi bilinciyle oy kullandığı için   % 10 barajını aşamayan partilerin % 5  barajını da aşamayacağı görülecektir.

SEÇİM SANDIK GÜVENLİĞİ:

Seçimler özellikle Güney Doğuda tehdit ve şantaj altında yapılmaktadır. Seçim güvenliğinin sağlanmasıyla; başta PKK olmak üzere, siyasal partilerin, aşiret ağalarının…baskısı ortadan kalmış olacak ve halk kendi gerçek tercihini sandığa yansıtmış olacak.

YAPICI PROPAGANDA :

       Süreçte yapıcı propagandanın önemi büyüktür.

KOMŞU ÜLKELERLE FUTBOL LİGİ :

      Türkiye-Suriye-İran-Irak  ile bir futbol ligi kurabilir. Sporun birleştirici etkisi bu süreçte kullanılabilir.

BÖLGEYE YATIRIM:

       AK Parti iktidarı ile bölge ciddi bir yatırıma kavuşmuştur. İstihdama yönelik yatırımlar yapılmalıdır.

YATIRIM TAKİP KOMİSYONU:

       Bölgeye yapılan yatırımlar takip edilmediği için yatırımlar yarım kalmaktadır. Eksik yapılmaktadır. Özellikle köy şebeke suları büyük bir problem olmuştur. Yatırımların denetlenmesi gerekmektedir.

SANAYİ   ve TİCARET:

TURİZM:

SINIR TİCARETİ

FAKİRLİKLE MÜCADELE:

İŞSİZLİK:

AĞIR SANAYİ YATIRIMLARI:

Bölge ağır sanayi kuruluşları için cazip olmamakla birlikte  küçük Sanayi siteleri kurulabilir.

BÖLGE İŞ ADAMLARININ İKNA EDİLMESİ:

YABANCI SERMAYENİN YATIRIM YAPMASI:

IRAKLA TİCARETİN GELİŞTİRİLMESİ

SURİYE SINIRININ AÇILMASI

TÜRKİYE - SURİYE-IRAK-İRAN EKONOMİK İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI:

MEVSİMLİK İŞÇİLERİN SORUNLARI:

ARAZİLERİN TAPULAŞTIRILMASI:

KOOPERATİFÇİLİĞİN ARTIRILMASI:

TARIM ve HAYVANCILIKIN GELİŞTİRİLMESİ:

ORGANİZE TARIM BÖLGELERİ

ORGANİZE HAYVANCILIK BÖLGELERİ:

ORMANLAŞTIRMA:

KÖY BÜTÇELERİ:

Cüzi bir miktarla da olsa Köy Bütçeleri oluşturulmalıdır.

SULAMA GÖLETLERİ: Hemen hemen her köye sulama göletleri yapılabilir. Ormanlaştırma, ağaç bilinci bu şekilde oluşturulabilir.

SÜPERMARKETLER:

Nüfusu  belli bir sayının  (99 bin…) altında olan yerlerde süper marketlere izin verilmemelidir.

SERBEST TİCARET BÖLGELERİ

CAZİBE MERKEZLERİ: VAN,BATMAN,BAYBURT…

GAP  Projesi:

KENTTEN KÖYE GÖÇÜN DESTEKLENMESİ :

MUHTARLIK  SEÇİMLERİ:

Muhtarlık seçimleri yerel seçimlerden ayrı yapılmalıdır. Muhtarlık seçimlerinde  diğer seçimlerde olduğu oy pusulası (Adayların ücretini ödemesiyle)  devlet tarafından bastırılmalıdır. Vatandaş oyunu diğer seçimlerde olduğu gibi resmi mühürle kullanmalıdır. Bu şekilde oy pusulalarının dağıtımı sırasında ortaya çıkan anlaşmazlıklar, sürtüşmeler ve düşmanlıklar azalacaktır. Daha fazla aday yarışı olacağından demokratik katılım daha üst düzeyde olacaktır. Ayrıca muhtarlık seçimlerinin  belediye ve milletvekili  seçimlerinde pazarlık konusu olmasının önüne de büyük ölçüde geçilmiş  olacak. Kan davalarının çoğunluğu muhtarlık seçimlerinden kaynaklanmaktadır.

MERKEZ   MUHTARLIK (ANADOLU - KENT):

Anadolu – Kent : Belli sayıda köylerin/Mahallelerin bir araya getirilmesiyle merkez muhtarlık çatısı altında, alt yapısı tamamlanmış ilçeden küçük şehir yapılanmasıdır. Her mahallenin bir muhtarı ve muhtarlık meclisi bulunacak, mahalle/köy  muhtarları da merkezde bulunan atanmış muhtara bağlı olacak.

KÖY   MECLİSLERİ:

KÖY ODALARI (MUHTAR ODASI):

MODEL ŞEHİRLER (VAN  VE  BATMAN GİBİ…)  ŞEHİRLER:

COĞRAFİ YER İSİMLERİ :

Mekanların otantik isimleri iade edilmeli mi? İsimler nasıl değişecek,her belediye başkanı mı değiştirecek.bir kere mi değişecek,hangi isimler olacak bir önceki mi,tarihteki en önemli isim mi başka bir isim mi? Örnek: Van (TUŞPA,WAN,MEKKE …)[5] İsmi hangisi olacak? Halk yeni bir isim isterse ne olacak?... Halk Van isminin Mekke veya Medine olmasını isterse…veya başka bir isim…Değiştirilecek isimlerin  halk oylaması sonucu değiştirilmesi: Halk oylaması sonucu hangi isim çıkarsa o isim kullanılmalıdır.İl isimlerinin değişimi halk arasında fazla bir problem olarak görülmemektedir. Köy isimleri fazla bilinmediği için problem olmaktadır.

ŞEHİR   MERKEZLERİ  HARİTASI:

       Halk yıllardır kendisine komşu olan köylerin isimlerini bilmemektedir. İlçe isimleri sık kullanıldığı için bir sorun yaşanmamaktadır. Fakat köy isimleri şehir (İl, İlçe…) merkezlerinde büyük ölçekli haritaların bulundurulmasıyla öğretilebilir. Halk şu anda kullanılan köy isimlerini öğrenerek benimsemiş olsaydı bugün otantik/eski isimleri tartışmıyor olacaktır.

COĞRAFİ BÖLGE İSİMLERİ:

       Bölge isimleri değişmelidir. Bugün Türkiye bu bölge isimleriyle adeta bölünmüştür. Güney Doğu ve Doğu Anadolu Bölgeleri etnik bir sınır çizilmiş gibi algılanmaktadır.

VAN KÜRTÇESİ  (YENİ ALFABE): Van Kürtçesi örnek alınarak eğitim yapılmalıdır. P,q,w  harfleri ise ciddi bir sorun teşkil etmemektedir.

KÜRTÇE VAAZLAR

      Kırsal kesimde Kürtçe vaazlar zaten yapılmaktadır. Şehir merkezlerinde ise Kürtçe vaaz cemaatin tamamına hitap etmeyecektir. Türkçe vaaz bütün cemaate hitap etmektedir.

ÇOK DİLLİ BELEDİYECİLİK :

      Çok dilli belediyecilik uygulamada büyük sıkıntılar oluşturacaktır. Mutlaka ihtiyaç duyulabilecek bir şey değildir. Seçilen belediye başkanı yeni bir dili uygulamaya kalkarsa ne olur. Arapça isteyen olursa ne olur. Güney Doğuda Arapça isteyenler çoğunlukta olabilir. Bu durumda işin içinden çıkmak zorlaşabilir. Bir kaç dil isteği olursa sorunlar daha da büyür. Çok dilli belediyecilik şu anda tartışılması zorunlu bir konu değildir.

OKUMA YAZMA KURSLARI (TÜRKÇE- KÜRTÇE):

      Türkçe ve Kürtçe’nin birlikte öğretildiği kurslar (özellikler kırsal kesimlerde) açılabilir. Bu süreç aynı zamanda okuma yazma oranının en düşük olduğu bölgelerde bu oranı artırabilir.

 

KIZ  LİSELERİ:

       Güneydoğuda kız çocuklarının son yıllarda okutulmasının artmasına rağmen henüz istenen düzeyde değildir. Kız liselerinin artırılması kadın okuma oranlarını artıracaktır.

KÜRTÇE  BİLEN  PERSONEL:

Bugün Kürtçe bilen personel hemen hemen Türkiye’nin her tarafında bulunmaktadır. Bu konuda belli sıkıntılar olmakla birlikte bu sorun önemli ölçüde aşılmıştır. Mahkemeler için bulundurulması daha elzemdir. Diğer alanlarda ciddi bir sıkıntıyla karşılaşılmamaktadır.

KÜRTÇE KONUŞABİLME:

Hapishanelerde, mecliste, resmi kurumlarda  anadilde konuşabilme büyük ölçüde aşılmıştır.

NEVRUZ:

      Nevruz resmi bayram olmalı. Nevruz Kürtler için özellikle de kırsal kesim için önemli bir sosyal faaliyet, bir araya gelme…olayıdır. Nevruzun istismarının önlenmesinin en makul yolu resmi bayram olmasıdır.

TRT – 6 (ŞEŞ):

Daha kaliteli yayınlar yapılması sağlanmalıdır.

ÇANAKKALE  ŞEHİTLİĞİ PARKI:

VAN Gölüne nazır Çanakkale şehitliğinin temsili anıtları yapılmalıdır. Çanakkale bilinci VAN merkezli olarak yürütlmelidir.

ÇANAKKALE GEZİLERİ:

Sivil toplum kuruluşları, öğrenciler, muhtarlar… Çanakkale’ye götürülerek  ortak  tarihin anlaşılması sağlanmalıdır.

JİTEM :

  Batıda Ergenekon doğuda derin devlet olarak algılanan bu tür kanunsuz yapılanmalara müsaade edilmemelidir.

 

DEVLETE  GÜVEN  ÖRGÜTE   İTİRAZ:

Devlete güven olursa halk örgüte itiraz edecektir. Ombudsmanlık kurumu veya benzeri kurumlar bu güveni sağlayabilir.

MAĞDURİYET  (PARANOYASI)  PSİKOLOJİSİ :

Halk mağduriyet psikolojisinden kurtarılmalıdır. Başına gelen her şeyden Kürt olduğu için bu muameleye tabi tutulduğu paranoyasından kurtarılmalıdır. Hukukun üstünlüğüne inanılmalıdır.

HERŞEYİ DEVLETTEN BEKLEME ANLAYIŞI:

Devlet baba anlayışı yerine halkın özellikle ekonomik sorunlarını kendi gayretleriyle çözme alışkanlığı kazandırılmalı.

TAVİZ DEĞİL KAZANIM ANLAYIŞI:

Süreçte olabilecek her olumlu katkı kazanım olarak algılanmalıdır. Devlet taviz veriyor anlayışının kırılması gerekiyor.

KAMU GÖREVLİLERİ:

Kamu görevlileri bu süreçte devleti temsil ettiklerinin farkında olmalıdır.

ŞİDDET  MAĞDURU  KADINLAR  VE  ÇOCUKLAR:

Her türlü şiddete (devlet, örgüt, feodalite, aile, töre,…) maruz kalan kadın ve çocuklar rehabilitasyona tabi tutulmalıdır. Unutmayalım ki kadına şefkatin olmadığı yerde insanlık olmaz terör olur. Kadının (anne) şefkatinin olmadığı yerde barış olmaz.

PARÇALANMIŞ AİLELER  (ÖRGÜT – HİZBULLAH - DEVLET…):

Ailelerde büyük bir parçalanma var. Aile içi barışın sağlanması da süreçte önemli bir konudur.

İMAMLAR:

       İlahiyat mezunu olmayanların emekli  edilmesi.  Belli bir süre (3-5 yıl) içerisinde tayin zorunluluğu olmalıdır.

 

BARIŞ KOMİSYONU  (KAN DAVALARI VE DİĞER ANLAŞMAZLIKLAR):

      Kan davaları gibi sorunların çözümü için her ilde barış komisyonu kurulmalıdır. Devlet büyükleri ve yörenin önemli kişileri bu komisyonda bulunmalıdır.

KAN DAVALARI:

       Kan davaları artık bölgeleri aşmış büyük şehirlere sıçramıştır. Bunun önüne geçilmesi gerekmektedir. Kan davalarından kaçan insanlar yerlerinden yurtlarından olmaktadır, büyük şehirlere  göç etmektedir. Toplumda büyük bir huzursuzluk oluşmaktadır. Ekonomik durumu iyi olanlar sırf kan davalarına maruz kalmamak için batı illerine göç etmekte veya yatırımını bir gün göç edebilirim mantığıyla batı illerine yapmaktadır. Bu da doğudaki sermayenin bu ve benzeri sebeplerden dolayı batıya  gitmesine ve doğu da yatırım eksikliğine neden olmaktadır.

DİNİ DEĞERLER:

Dinin olmadığı bir çözüm modeli olamaz. Sorun dini atmosfer içerisinde çözülmelidir.

POZİTİF AYRIMCILIK:

Pozitif ayrımcılık Türkiye’de ekonomik olarak geri kalmış olan yörelere yapılmalıdır. Sadece Güney Doğuya değil. Sadece Güney Doğu geri kalmamıştır. Pozitif ayrımcılığın da bir mantığı olmalıdır. Faydalı bir ayrımcılık yapalım derken başka ayrımcılıkların artmasına müsaade etmemelidir.

ÜNİVERSİTE YURTLARI :

       Güney Doğu kökenli öğrenciler batıda kiralık ev bulmakta zorlanmaktadırlar. Üniversite yurtlarının arttırılması bu gibi sorunların daha fazla büyümesine engel olacaktır.

PKK KASASI VE ARŞİVİ :

       Önemli bir olay da örgüt arşivinin ne olacağıdır. Örgüt arşivi iç ve dış odakların… gerçek yüzünü gösterebilir. Bu açıdan örgüt arşivinin Türkiye’ye teslim edilmesi imha edilecekse Türkiye gözetiminde imha edilmesi en uygun yoldur.

DİYANET İŞLERİ:

MUHTARLAR,DİN ADAMLARI…:

KÖY YATIRIMLARI:

Köy şebeke suları ve köy asfaltlama çalışmalarının denetlenmesi.

BAĞIŞLAR :

Gayri resmi bağışların toplanmasının yasaklanması gerekir.

YEŞİL KART VE ÇOCUK MAAŞLARI :

      Çocuk maaşları  uygulaması devam etmelidir. Yeşil kart uygulamaları devam etmelidir.

KEPENK KAPATMALARI :

      Kepenk kapatmaların önüne geçmek için vatandaş cesaretlendirilmeli ve bilinçlendirilmelidir.

MİLLİ MAÇLAR :

Bazı milli maçların VAN’da yapılması.

AŞİRET KADROLAŞMALARI :

       Özellikle küçük kentlerde önemli ölçüde aşiret kadrolaşmaları oluşmuştur. Bu ayrımcılıklara ve devletten küsmelere neden olmaktadır.

DİYARBAKIR MERKEZ OLMAKTAN ÇIKARILMALIDIR :

Barış Anıtı:

Sürecin sonunda bu kardeşliği (Anadolu Kardeşliği)’ni simgeleyecek bir anıt Anıtkabir’in bahçesinde  ya da VAN ilinde yapılabilir:

ZAFER TURLARI (SİLAH BIRAKMA AŞAMASINDA DAHA ÖNCE YAPILAN HATALAR TEKRARLANMAMALIDIR) :

YATIRIM AYRIMCILIĞI:

Güney Doğu’ya yatırım ayrımcılığı yapıldığı yıllardır söylenen bir dedikodudur. Türkiye istikrarlı olduğu dönemlerde her bölgeye yatırım yapıldığı gibi Güney Doğu’ya da yatırım yapmıştır. Özellikle Menderes, Demirel, Özal, Erdoğan… hükümetleri zamanında daha fazla yatırım yapılmıştır. Yatırım ayrımcılığının yapılmadığı, Türkiye’nin güçlü, hükümetlerin istikrarlı olduğu dönemlerde  ancak yatırımların yapılabildiği anlatılmalıdır.

ERKEK ÇOCUK ANLAYIŞI:

Güney Doğu’nun önemli problemlerinden birisi  de erkek çocuk sorunudur. Bu anlayış aile bilinçlenmesiyle aşılmalıdır. Erkek çocuk ayrımı kız çocukların PKK’ya gitmesinde önemli bir etkendir:

KÜRTÇE MEVLİTLİ KONSERLER:

VALİ VE KAYMAKAMLAR:

Vali ve kaymakamlar halkla iç içe olmalıdır. Halkın sorunlarıyla halkın içinde ilgilenmelidir.

ÜNİVERSİTELER:

Bu süreçte üniversite gençliğinin provokatif çatışmalara girmemesi gerekir. En önemli kesim üniversite gençliğidir. Üniversite gençliği bu süreçte sağduyulu davranırsa Türkiye fazla girmeden süreci atlatacaktır.

CEMAATLER…:

Süreçte cemaatlere de büyük görevler düşmektedir. Özellikle üniversite gençliğinin kavgadan uzak durmasında cemaatler çok önemli bir işlev görecektir.

İFTİRA İHBARLAR:

Süreçte yapılabilecek olası ihbarlarda güvenlik kuvvetleri sağlam araştırmalara dayanmadan kimseyi karakollara çekmemelidir. Güney Doğu ortamında aşiret anlaşmazlıkları, korucu anlaşmazlıkları, çekememezlik, rant avcılığı, PKK’nın safına çekmek istedikleri aileleri  ihbar etmesi, suçsuz kişilerin ihbar edilmesi…olaylarına sıkça rastlanmaktadır. Bu konuda azami dikkat gösterilmelidir.

BÖLGEDE GÖREV YAPAN ÖĞRETMENLER:

Toplumda saygın bir yere sahip olan öğretmenlere önemli görevler düşmektedir. Öğretmenler, sık sık veli ziyaretleri yapmalı, toplumun içinde olmalı…

SEYYAR ÖĞRETMENLER:

Mevsimlik işçilerin çocuklarının eğitimi için seyyar öğretmen grupları olmalı. Mevsimlik işçilerin çalıştığı yörede askerlik yapan asker öğretmenler tercih edilebilir.

AK PARTİ KOMİSYONU:

AK Parti bölgeyi dolaşacak bir komisyon kurmalıdır. Bülent ARINÇ, Melih GÖKÇEK, Hüseyin ÇELİK, Galip ENSARİOĞLU, Beşir ATALAY, Salih KAPUSUZ, Nihat ERGÜN…gibi bölge insanının sevdiği kişilerden bir komisyon kurulmalı.

ŞAFİİ İMAM:

Bu konuda mezhep ayrımına ihtiyaç yoktur. Kimsenin bu fitneyi savunmaması gerekir. Mezhepler arasında bir ayrımcılık kötü niyetin bir sonucudur.

TEFECİLİK:

Özellikle küçük yerleşim birimlerinde yaygın olan tefeciliğin önüne geçilmelidir.

KOMŞULUK İLİŞKİLER:

Komşuluk ilişkileri bu gün her zamankinden daha önemlidir. Herkes komşusunu kardeş bilmeli ve ona göre davranmalı.

İŞYERİ ARKADAŞLIKLARI:

Aynı işyerlerinde çalışanlar etnik olarak, şehir olarak gruplaşmamalı.

ASKERLİK ARKADAŞLIKLARI:

Askerler arasında gruplaşmalar olmamalı. Tertipçilik yerine etnik arkadaşlığın oluşmaması gerekir.

LİSE ÇETELERİ:

Yaygın olan lise çeteleri kontrol altına alınmalı ve etnik çatışmaların olmasına engel olunmalı.

YATILI OKULLAR:

Türk ve Kürt öğrencilerin birlikte kaldığı yatılı okul idarecileri dikkatli olmalıdır.

İNŞAATLAR:

İnşaatlarda genelde Doğulu işçiler daha fazladır. İnşat işlerinde işçiler arasında çıkabilecek anlaşmazlıkların oluşmaması için herkes üzerine düşeni yapmalı.

KARAKOL MUAMELELERİ:

Karakollara düşen insanlara adil ve eşit muamele edilmeli.

İNTİKAM ANLAYIŞI:

Ortada bir intikam yoktur. Kardeşin kardeşten alacağı bir intikam olamaz.

PKK’DAN DOĞACAK BOŞLUK : PKK’dan doğacak boşlukla birlikte yeni örgütler kurulabilir.

 Abdullah ÖCALAN’ın Ölümü:

Herkes her faninin ölümü gibi ÖCALANI’ın ölümüne de hazır olmalıdır. Kimsenin veya bazı kişilerin ölmediği bir dünya yok. Ölüm kadar normal bir şey olamaz. Kürtçüler  bu gerçeğe hazır olmalıdır.

KARDEŞLİK ADIMLARI

a-KARDEŞ  BELEDİYELER

b-KARDEŞ FUTBOL TAKIMLARI

c-KARDEŞ AİLELER:

KÖY FUTBOL SAHALARI:

 KÖY PARKLARI:

KÖY KÜTÜPHANELERİ:

SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNİN ARTIRILMASI

 POLİS – HALK DİYALOĞU:

ASKER HALK DİYALOĞU:

ANADOLU  KÜLTÜR  PROJESİ (KAHVEHANELERE  KİTAPLIK) :

SELAHADDİN EYYUBİ – OSMANLI ORTAK SİMGELERİ :

SOSYAL  FAALİYETLER  (SİNEMA,KONSER,TİYATRO,SPOR…):

TARİHİ DEĞERLERİN KORUNMASI:

ÇÖZÜM SÜRECİ SABOTEYE UĞRARSA BÜTÜN YOLLAR TÜKETİLMİŞ OLMALIDIR :

 Bütün yollar tüketilmelidir. PKK silah bırakmazsa Kürt Halkı’nın çok önemli bir kitlesinin PKK’ya karşı olması için bütün yollar tüketilmelidir. Devlet elimden gelen her şeyi yaptım diyebilmelidir.

***

EK : 2015

ÇÖZÜM SÜRECİNİN EVAMININ ŞARTLARI


“Cesur Çoğunluk; PKK, Benim Adıma Silah Kullanma, Silah Bırak Diyor - 
Galip İLHANER - VAN – 13  Ağustos 2015




Cesur Çoğunluk; PKK, Benim Adıma Silah Kullanma, Silah Bırak Diyor - Galip İLHANER - VAN – 13  Ağustos 2015 Manifestosu 


   Anadolu Barışı Benim Adıma Silah Kullanma Silah Bırak!


    Çocuklarımızı Geri Verin Derneği  (ÇOGEV-DER) öncülüğünde; Benim Adıma Silah Kullanma, Silah Bırak’ Eylemleri; Sosyal Medya (facebook, twitter,… ) ve - www.pkksilahbiraksin.com   – internet sitesi üzerinden imza formu açılarak  başlamış olup, PKK silah bırakana kadar devam edecektir. Yapacağımız  eylemler, www.selamanadolu.com

 internet sitesi üzerinden duyurular yapılarak ilan edilecektir.

Anadolu Barışı; Benim Adıma Silah Kullanma, Silah Bırak!  İmza Metni


CESUR  ÇOĞUNLUK  ÊDΠ BESE (YETER  ARTIK)  DİYECEK


Cesur  Çoğunluk Êdî Bese (Yeter Artık) Diyecek :  Hükümet üzerine düşeni yapmıştır. Artık üzerine düşeni yapma sırası  Kürtler  (Biz)’dedir. Kürt Sorunu vardı ve AK Parti yapmış olduğu reformlarla, Kürt Sorununu bitirdi. Kürt sorunu artık bitmiştir. Kürt Halkı olarak, Kürt Sorunu’nun bittiğini ilan ediyoruz. Artık Kürt Halkı'nın en büyük sorunu PKK'dır. PKK, demokratikleşmenin önündeki en büyük engeldir. PKK'nın silah bırakmaması için, tek bir neden dahi yoktur. Kürt Halkı ,PKK'ya silah bıraktıracaktır. PKK  silah bırakmadan, barışın gelmesi mümkün değildir. PKK’ya  Silah bırak demeyen hiç kimse, bizim (Kürtler) dostumuz değildir. 

    Yaklaşık olarak 30 yıldır devam eden kardeş kavgasının bitmesi için, hükümetimiz önemli adımlar atmıştır. Atılan önemli adımların yerini bulması için, bu adımların Kürt  Halkı tarafından desteklenmesi gerekiyor. Aksi halde bu işin en önemli ayağı olan halk (Kürtler) ayağı,  eksik kalmış olur. Kürt Halkı sürece dahil edilmeden, başarılı olunamaz. Siyasetçiler, sanatçılar, işadamları, imamlar, muhtarlar, din adamları, stk’lar,... Herkes sürece dahil olmalı ve PKK’nın silah bırakması gerektiğini, kesinlikle deklare etmelidir. Kürt Halkı’nın PKK’ya silah bırak diyerek, meydanlara  çıkmasının  zamanı artık gelmiştir. Kürt Halkı, Olaya el koymalıdır/el koyacaktır. Kürt Halkı,  PKK’nın işlediği günahlara artık ortak olmamalıdır. Kürt Halkı olarak, net tavrımızı ortaya koymalıyız. Net tavrımız ise şudur; PKK, kesinlikle bizim adımıza silah kullanmamalı / kan dökmemeli ve silah bırakmalıdır. Artık geleceğimiz için risk almanın zamanıdır. Bölge milletvekilleri, bölge ileri gelenleri, sanatçılar, iş adamları, imamlar, siyasetçiler,...  risk almaktan, sorumluluktan kaçıyorlar. Artık bana ne?, bana  bir şey olmasın demenin zamanı değildir. Herkes sorumluluk almak zorundadır. Herkes bu riski paylaşmak zorundadır. PKK, Türkiye’yi Suriye gibi bir içsavaşa sürüklemeye çalışmaktadır. Gün bugündür. Harekete geçeceğimiz zaman bu zamandır.


   ÇÖZÜM SÜRECİNİN DEVAMI İÇİN;


PKK çözüm sürecini sabote ederek, çözüm sürecine ihanet etmiştir. Kürt Halkı, PKK’nın çözüm sürecini sabote ettiğinin farkındadır. Bundan dolayıdır ki; PKK/HDP’nin % 95 oy aldığı yerlerde bile Kürt Halkı, PKK tarafından sokaklara çıkartılamamaktadır. PKK, Kürt Halkı’nı Büyük Kürt İsyanı’na ikna edememektedir. Kürt Halkı, Türkiye’nin Suriye gibi bir içsavaşa sürüklenmesine karşı direnmektedir ve bunu da başaracaktır.


 1. SİLAH BIRAKMA ÇAĞRISI


Abdullah ÖCALAN devreye girecekse; Kesin silah bırakma şartı ile devreye girmelidir ve görüntülü olarak, PKK’ya “Silah Bırak” çağrısı yapmalıdır.

2. SİLAHSIZLANMA  KONGRESİ


PKK, silahsızlanma Kongresini toplayarak; bugüne kadar Kürt Halkı’na verdiği zarardan ve çektirdiği acılardan dolayı özür dilemelidir. PKK iç infazlarda öldürttüğü, 15 binin üzerindeki Kürt çocuğunun isimlerini tek tek açıklayarak onların ailelerin den özür dilemelidir.

a. PKK kendi kendisini feshettiğini ilan etmelidir.


b. PKK,  PYD’ye katıldığını ilan edip, bundan sonra terörü bıraktığını ilan etmelidir.


c. PKK, Türkiye’yi bölmekten (bağımsızlık) vazgeçtiğini ilan etmelidir.


d. PKK Demokratik Özerklik BAAS Diktatörlük Sisteminden vazgeçtiğini ilan etmelidir.


e. PKK, KANDİL Kampı dahil bütün kamplarını boşaltarak, Suriye’ye çekileceğini ilan etmeli ve geçmelidir.


f. PKK, dört ülkenin (Türkiye, İran, Irak, Suriye) toprak bütünlüğünü kabul etmelidir.


g. PKK, insanlık suçu olan eroin ticaretini bıraktığını ilan etmelidir.

h. PKK, ilk olarak bütün kadın ve çocukları serbest bırakmalıdır.

3.  PKK’NIN  YURTİÇİNDEKİ  ELEMANLARI


PKK’nın yurt içindeki bütün elemanları, yurtdışına çıkmadan teslim alınmalıdır. Silah Alma (teslim alma) Komisyon(ları)u ve Mobil Karakollar kurulmalıdır.


PKK’nın yurtiçindeki bütün  elemanları, Silah Alma Komisyonları ve Mobil Karakollar vasıtasıyla, insan hakları ihlal edilmeden alınmalı ve yargı önüne çıkarılarak, adil bir şekilde yargılanmalıdır.

PKK’nın yurtiçindeki elemanları yurtdışına çıkmadan alınmazsa, kesinlikle iç barışımız sağlanamaz e PKK’ya silah bıraktırılamaz.


4. KÜRTLER’İN  STATÜSÜ


Kürt Halkı’nın statüsü, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığıdır. Kürt Halkı; Demokratik Özerklik (Türkiye  KÜRDİSTAN Bölgesel Yönetimi- TKBY) BAAS Diktatörlüğü’nü kabul etmemektedir. D.Ö.,  Türkiye’yi kesinlikle bölünmeye götürür. Kürtler’in statüsü PKK ile pazarlık konusu yapılamaz.


Türkiye, TÜRKİSTAN ve KÜRDİSTAN (Demokratik Özerklik)  olarak, asla ve asla ikiye bölünmemelidir.



4. IŞİD TERÖRÜ


PKK, IŞİD Terörü ile savaşacaksa, KANDİL Kampı dahil bütün kamplarını boşaltarak, bütün yöneticileri ile birlikte Suriye’ye geçerek, Türkiye ile birlikte  IŞİD ile savaşabilir.




5. TÜRKİYE  GENELİ  RUHSATSIZ  SİLAHLAR


 Türkiye genelinde, ruhsatsız olan bütün silahlar toplanmalıdır.

6. İLLEGAL  YAPILAR



Türkiye genelindeki bütün illegal yapılar tasfiye edilmelidir.


7. BELEDİYE  YOLSUZLUKLARI


Türkiye genelinde bütün belediyeler inceleme altına alınmalı ve yasadışı terör örgütlerine kaynak aktarılması araştırılmalıdır.


8. ADULLAH  ÖCALAN’IN  DURUMU


Abdullah Öcalan’ın durumu zamana bırakılmalıdır.

9. DEMOKRATİKLEŞME


Bütün bunlara karşı Türkiye demokratikleşecektir. Demokratikleşme bir terör örgütü ile pazarlık konusu olamaz. Demokratikleşme bir süreçtir.  Demokratikleşme adımları; hiç kimse  ile pazarlık konusu yapılamaz. Demokratikleşme TBMM aracılığı ile yapılır.

10. SÜREÇ  MİLLİ  OLMALIDIR


Kesinlikle ve kesinlikle! dış güçler, sürece 3. Göz olarak katılmamalıdır. Sürecin milliliğinden, asla ve asla taviz verilmemelidir.

11. KÜRT DEVLETİ


Türkiye; Türkiye’de yaşayan, T.C. vatandaşı olan herkesin ve her kesimin, ülkesi ve vatanıdır. Kürt Halkı zaten bağımsız ve büyük bir ülkeye sahiptir. Türkiye Kürtler’in de ülkesi/devleti ve vatanıdır. Kürtler’in bir devlete ihtiyacı yoktur. Kürtler’in devleti, TÜRKİYE’dir.

12.  ...


13. ...


***

Çocuklarımızı Geri Verin Derneği - Çogev-Der Olarak ; Anadolu Barışı (PaxAnadolu) Barışı, İçbarışımız  İçin Yapacağımız Eylemler:


Mitingler, barış yürüyüşleri, barış etkinlikleri, barış konserleri,…

 “Anadolu Barışı; Benim Adıma Silah Kullanma Silah Bırak Barış Otobüsü” eylemi ile Çanakkale’den Van’a  barış yürüyüşü. 

***

Çocuklarımızı geri Verin Derneği  Adına -  Başkan : Galip İLHANER / VAN - 13  Ağustos 2015

***

 İletişim Adreslerimiz :


 HASTAG : #BenimAdımaSilahKullanma -  #PkkSilahBırak -   #BenimÜlkemeKarşıSilahKullanma - #BenimAdımaSilahKullanmaSilahbırak


İnternet  Sitelerimiz :  
www.selamanadolu.com -  www.pkksilahbiraksin.com

 E.mail :  galipilhaner@gmail.com  -   Telefon  :  Galip  İLHANER :  0545 870 95 14

Facebook :  Galip  İLHANER  :    http://www.facebook.com/galip.ilhaner


Benim  Adıma  Silah  Kullanma,  Silah  Bırak Sayfası : https://www.facebook.com/pages/Benim-Ad%C4%B1ma-Silah-Kullanma-Silah-B%C4%B1rak-Galip-%C4%B0lhaner-VAN/175357072650416

Benim  Adıma  Silah  Kullanma,  Silah  Bırak Gurubu : https://www.facebook.com/groups/373574182770280/

 Twitter  : Galip İlhaner  :   https://twitter.com/galipilhaner - https://twitter.com/PkkSilahBirak” 12  Ağustos 2015

 



[1] Bu rapor Nisan 2013  Yılında Hazırlanmış ve 2014 Yılında; Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığına gönderilmiştir. Ayrıca  Numan KURTULMUŞ’a da verilmiştir.

[2] Bu kısım 2007 – 2009 Anadolu Barışı Raporu’ndan alınmıştır.

[3] Bu kısım 2007 – 2009 Anadolu Barışı Raporu’ndan alınmıştır.

[4] 1 - PKK ÇOCUĞUMU İSTİYORUM (PKK ÇOCUKLARIMIZI , ÇOCUĞUMU GERİ VER)

 “Kürtlerden PKK'ya One Minute … PKK’nın ancak Kürt toplumunun baskısıyla dağdan inebileceğini ifade eden İlhaner,”Devletin çağrısıyla PKK teslim olmaz.PKK,ancak Kürt Halkının baskısıyla,çocuğu örgütte olan anaların ya çocuğumu istiyorum ya da teslim olun çağrısıyla dağdan inebilir.Kürt Halkı’nın barışçıl iradesi PKK’yı dağdan indirebilir.bunu söylerken PKK’nın tamamından bahsetmiyoruz.Ana gövdeden bahsediyoruz. Yoksa Ortadoğu’da PKK’lar daha uzun zaman bitmez.” Dedi…”,  http://www.sanliurfa.com/haber37064-kurtlerden-pkkya-one-minute.htm  : Yayın Tarihi : Tarih : 26 Agustos 2011

*****

2 - BDP KANDİL KAMPI’NA GİDİP ÇOCUKLARIMIZI GETİRMELİDİR

“… BDP yetkilileri gidip Kandil Dağı’nda uluslararası istihbarat örgütlerinin pençesinde olan çocuklarımızı alıp getirmediler…” Galip İlhaner, Vatana Dönüş (PKK) Çözüm Planı,:  http://yurthaber.mynet.com/makale-haberleri/vatana-donus-pkk-cozum-plani---148  : 31.05.2012

*********

3 - PKK ÇOCUĞUMU İSTİYORUM (PKK ÇOCUKLARIMIZI , ÇOCUĞUMU GERİ VER)

“…………..

 4) Anaların Yürüyüşü Eylemleri gerçekleştirmeliyiz. Çocukları örgütün dağ kadrosunda olan analar yürümelidir. Analar, PKK’ya çocuklarımızı istiyoruz demelidir. Analar, yüreklerini ortaya koymalı ve bu kardeş kavgasının bitmesi için ellerinden geleni yapmalıdır.

 5) Yakınları PKK dağ kadrosunda olanlar, PKK’ya silah bıraktırmak için eylemler yapmalıdır. Kürt Halkı PKK’ya silah bıraktırmak için elinden gelen herşeyi yapmalıdır.   ...”  Cumhuriyetin en uzun yılı 2013 : http://yurthaber.mynet.com/makale-haberleri/cumhuriyetin-en-uzun-yili-2013---398  : Yayın Tarihi : 12.11.2012

 [5] Halk Diyarbakır  ismini Bizans kaynaklı  AMED’e tercih eder mi?

.
 2014 Çözüm Süreci Raporu - Galip İlhaner VAN 2014.

  
1603 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın