Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam52
Toplam Ziyaret327198
 Merkez  Kitabevi - Galip  İLHANER 
MİLLİ Cesur Çoğunluk (% 65) EVET Diyor – Galip İlhaner 27 Şubat 2017

MİLLİ Cesur Çoğunluk (% 65) EVET Diyor – Galip İlhaner 27 Şubat 2017




MİLLİ Cesur Çoğunluk (% 65) EVET Diyor – Galip İlhaner 27 Şubat 2017



ADALET, ALLAH’ın emridir. Referandumda oyum, ilkesel olarak EVET olacaktır. Fakat, ADİL (Adalet) bir hükümdar sözü vermeyene, ASLA oy vermem. “Önce insan – Önce ADALET – Herkes İçin ADALET” diyorum.

İlkesel olarak BAŞKANLIK sistemine de EVET diyorum. 90’lı yıllarda başkanlık sisteminin; Türkiye’yi bölünmeye götürebileceğini, Latin Amerika veya Orta Asya ( Azerbaycan,…) ülkelerindeki gibi diktatörlüğe dönüşebileceği endişesi ile karşıydım. Şimdi bu çekincelerimi yine koruyarak, Cumhurbaşkanlığı (BAŞKANLIK) sistemine EVET diyorum. Ülkemizin sosyolojisinin diktatörlüğe zemin oluşturmayacağına, diktatörlüğe izin vermeyeceğine inanıyorum. ERDOĞAN’ın da diktatör olmayacağına, Erdoğan sonrasında da Türkiye’nin diktatörlüğe dönüşmeyeceğine inanıyorum. Diktatörlük zulüm demektir. ALLAH, diktatörlüğü (zulüm) yasaklamıştır. Güçlü lider istemekle, diktatör istemek, aynı şeyler değildir. Halkımız da güçlü lider istemektedir. Bu, diktatörlükle karıştırılmamalıdır.

Ayrıca, Cumhurbaşkanlığı sisteminin bir geçiş dönemi olduğu da ortadadır. Referandumdan sonra bir erken seçimin olacağı ve daha sonra da yeni bir anayasanın yapılacağı da ortadadır.

2001 yılından beri başkanlık (Anadolu Sistemi”, Anadolu Hariciye Dergisi, 3. Sayı, 2001, s. 32) sistemini savunuyorum. ADİL bir başkanlık sisteminin, İSTİKRAR için gerekli olduğuna da inanıyorum.

15 Temmuz Koalisyon (ABD/NATO/FETÖ,…, bir kısım ulusalcı Kemalist,… PKK’nın zemin hazırlığı) darbesi öncesi, Türkiye’deki neredeyse her kesim (Türk-Kürt, Alevi-Sünni,…), birbirinden korkuyordu. Bu korkuyu, 15 Temmuz gecesi ile birlikte büyük ölçüde atlattık. Şimdi referandum ve cumhurbaşkanlığı (BAŞKAN) seçimi öncesi bizi, aynı ortama çekmeye çalışıyorlar. Korku üzerine bir iklim oluşturulmaya çalışılıyor.

Toplumun bir kesiminde ciddi bir korku var. Bu korku ciddiye alınmalıdır. Yaşam tarzına müdahale korkusu, üniter yapı değişir korkusu, bölünme korkusu, rejim değişir korkusu, eziliriz korkusu, faşizm/diktatörlük geliyor,… korkusu var. Her şeyden önce bu korkuları tamamen yenmemiz gerekiyor. ‘Milli ve Cesur bir toplum’ oluşturma üzerine stratejiler üretmemiz gerekiyor.

Kimseyi tam olarak memnun eden bir durum da aslında ortada yok. Türkiye’nin bir geçiş (iç ve dış çok yakın tehditler/tehlikeler) dönemine ihtiyacı var. Bu geçiş dönemi de ancak bu şekilde atlatılabilir.

Türkiye’de ‘MİLLİ Cesur Çoğunluk’ her zaman oldu. Bu Anadolu’nun Milli ruhudur. Bu MİLLİ ruh; … Malazgirt’te, Çaldıran’da, Kurtuluş (Çanakkale) Savaşı’nda da vardı, 15 Temmuz işgalinde de harekete geçti. Bu milli ruhun oranı,  % 95 üzerindedir. Bu % 95 içinde, % 65 üzerinde EVET desteği alma potansiyeli de vardır. Bunun için topluma güven vermek gerekiyor. Korku; ancak stratejik, kararlı, mantıklı ve cesur olmakla aşılabilir.

Milli cesur çoğunluğu (% 95) kazanmak için, yapılması gerekenler;

1. Hedef: Referandum hedefi, açık ve net bir şekilde belirlenmelidir. Türkiye’deki sosyoloji dikkate alındığında, “VAN % 65, Türkiye % 65” makul bir hedeftir. AK Parti ve MHP, referandum sürecinde ciddi bir hata yapmazlarsa, % 65 üzerinde EVET oyu çıkar.

2. İttifak ve İşbirliği: Anadolu Barışı/SELAM (AK Parti, MHP, Kürtler,…) İttifakı, MİLLİ Cesur Çoğunluk İttifakı, oluşturulmalıdır. Mütedeyyin kitle, milliyetçi muhafazakar kitle,… ve Kürtler’in büyük çoğunluğu bu ittifak içinde yer almalıdır. AK Parti üzerinden, MHP ile Kürtler’in ittifakı da sağlanabilir. Anadolu İttifakı, Türkiye için büyük bir şanstır. Bu fırsat yakalanmıştır ve değerlendirilmeyi bekliyor.

3. Rakip: Rakip, açık ve net bir şekilde belirlenmelidir. Tek rakip CHP olmalıdır. Diğer aktörler hiçbir şekilde ve hiçbir zaman dikkate alınmamalıdır. Strateji tamamen CHP üzerine kurulmalıdır. Referandum da cumhurbaşkanlığı seçimi de ERDOĞAN (AK Parti) ile CHP arasında olacaktır. CHP dışında başka aktörler dikkate alınırsa, cephe genişler ve büyür. İşte o zaman hiç beklenmeyen sürprizler ortaya çıkar. Rakip asla ve asla küçük görülmemeli ve son derece stratejik hareket edilmelidir. ATATÜRK, CHP’nin elinden alınmalıdır. ATATÜRK-MENDERES-ÖZAL-ERBAKAN-ERDOĞAN, bu 5’li birlikte değerlendirilmelidir. MHP ayrıca bu 5’liye TÜRKEŞ’i de ekleyebilir.

4. Yöntem: Son derece ADİL ve samimi bir yöntem uygulanmalıdır.  Adalet ve samimiyet vaat edilmelidir.

‘Önce insan – önce ADALET – Herkes İçin ADALET’ parolası ile hareket edilmelidir. Yöntemin ADİL olması, ADALET üzerine olması,… kitleleri ciddi derecede etkileyecektir.

5. Muhatap: Muhatap sadece ve sadece halk olmalıdır. Başarıyı getirecek en temel olgu halktır. Hakka ve halka dayanmak, mutlak başarıyı getirecektir.

6. ATATÜRK: AK Parti hiçbir şekilde, Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ile uğraşmamalıdır. Gazi’nin MİLLİ özellikleri ön plana çıkarılmalıdır. Mütedeyyin (dindarlar, Kürtler,…) kitlelerin de ATATÜRK ile barışmasının zamanı artık gelmiştir. CHP’nin de din (İSLAM algısı), OSMANLI,… ile barışmasının zamanı gelmiştir.

7. Cumhuriyet: AK Parti, cumhuriyet rejimi ile hiçbir problemi olmadığına halkı ikna etmelidir. AK Parti içindeki aşırı uçların söylemleri, hareketleri,… süreci etkileyecektir. İstismar edilebilecek malzeme verilmemelidir.

8. Saadet Partisi: SP, HDP yerine kullanılmaya çalışılıyor. SP’ye verilmeye çalışılan rol, yeni bir HDP olma rolüdür. SP kendisini HDP (PKK) gibi kullandırtmayacaktır. Burada yapılması gereken, ERBAKAN üzerinden hareket ederek, SP tabanını kazanmaktır. Kendisini büyük, başkalarını küçük görmenin bedeli her zaman ağır olmuştur. AK Parti şu anda tavşan gibi hareket etmektedir ve muhalefeti de kaplumbağa gibi görmektedir. Bu yanlıştan dönülmelidir. Saadet Partisi asla ve asla küçük görülmemelidir. Milli Görüş cephesinde referandum, çekirdek kadronun katı tutumundan dolayı; Saadet Partisi pasif Hayır, ERBAKAN Vakfı pasif EVET diyor. Bu durum dikkatle değerlendirilmelidir.

9. Büyük Birlik Partisi: BBP üzerinden, özellikle MHP tabanı etkilenmeye çalışılacaktır. Yalçın TOPÇU bir ekip kurarak, BBP ile ilgilenebilir.

10. MHP (BAHÇELİ) Yönetimine Muhalif Olanlar: Meral AKŞENER, Ümit ÖZDAĞ, Sinan OĞAN,… gibi muhaliflerin başını çektiği ÜLKÜCÜ ittifak etkili bir şekilde ilerliyor. Bu durum MHP tabanın kafasını karıştırıyor. Dengeli bir strateji ile hareket edilmelidir. Bu gurup asla ve asla rakip olarak görülmemelidir. ERDOĞAN ve AK Parti tepesi ile BAHÇELİ ve MHP tepesi bu gurupla hiç ilgilenmemelidir. Bunun için AK Parti (Ülkücü kökenliler) ve MHP içerisinde özel bir gurup oluşturulmalı. Sadece bu gurup üzerinden cevap verilmelidir.

11. Potansiyel Adaylar: Abdullah GÜL, Ahmet DAVUTOĞLU, Bülent ARINÇ,… gibi potansiyel başkan adayları, mitinglerde sürekli bulundurulmalıdır. Asıl olan referandum değil, referandumdan sonra başkanın seçilmesidir. Başkanlık yarışında her sürpriz çıkabilir. Hiç beklenmedik sürprizler çıkabilir.

12. HÜDA-PAR: Fazla ön plana çıkmadan çalışmalı. Tabanı zaten EVET diyecektir. Hüda-Par, AK Parti’yi ve özellikle de MHP’yi zor durumda bırakacak hiçbir çalışma yapmamalıdır.

13. HDP-PKK: PKK (HDP), referandum sürecinde; hiç dikkate, kaale alınmamalı, muhatap olarak görülmemelidir. AK Parti içerisinden; kadınlardan ve bölge milletvekillerinden (Orhan MİROĞLU, Galip ENSARİOĞLU,…) oluşan bir ekip ile çalışmalar yapılmalıdır. HDP (PKK) Kürtler’e asla umut olamaz, Kürtler’in HDP/PKK ile hiçbir gelecekleri olamaz,… üzerinden hareket edilmelidir. HDP, tamamen yok hükmünde olmalı. Bundan böyle HDP, PKK,… gibi aktörlerin dikkate alınması, muhatap alınması,… bütün Kürtler’in kaybedilmesine bile sebep olabilir. Türkiye’yi geri dönüşü imkansız durumlara sürükleyebilir. Yapılması gereken, HDP’yi tamamen yok saymak ve hiç görmemektir.

14. BARZANİ: Irak’ın toprak bütünlüğü elbette önemlidir. Ama, Irak kendi toprak bütünlüğünü koruyamıyor ve korumak için de ciddi bir çaba göstermiyor. Muhtemelen Şii Irak, Şii İran ile ileride birleşmenin hesaplarını yapıyor.

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi, Türkiye için kardeş, dost,… ve müttefiktir. Türkiye, Irak Kürdistanı’na 2. Azerbaycan olarak bakmalıdır. Kuzey Irak’ta aslında II. Azerbaycan kuruluyor. İleride Türkiye 2 Azerbaycan (Azerbaycan ve Kürdistan) ile de birleşebilir/birleşecektir. Bu aynı zamanda bir zorunluluktur.

Dünyadaki bütün Türkler ile Kürtler birleşmek zorunda. Türkiye, Kürtler ile birleşemezse, Kürtler’den ayrılmak zorunda kalabilir. Türkiye, bütün Kürtler ile birleşip büyümelidir. Eğer Türkiye büyümezse, küçülmek zorunda kalabilir.

15. FETÖ Mağdurları: Kim ne derse desin, FETÖ mağdurları oluşmuştur. Zaman ilerledikçe de mağdur sayısı artmakta ve etkileri de ortaya çıkmaktadır. FETÖ ile CEMAAT, suçlu ile suçsuz,… tamamen birbirinden ayrılabilmelidir. Adalet gözetilerek, sadece suçlular cezalandırılmalıdır. AK Parti ve özellikle de ERDOĞAN, bu konuya son derece dikkat etmelidir.

16. Gülen’in İadesi: Fethullah GÜLEN’in iadesi yerine, sınır dışı edilmesi daha uygun olur. AK Parti tabanı ile Cemaat tabanının iç içe olmasından dolayı, iadesi AK Parti tabanını da  etkileyecektir. PKK tabanı ile HDP tabanı nasıl iç içe geçmişse, AK Parti tabanı ile Cemaat tabanı da öyle iç içe geçmiştir. PKK ile Kürtler’in birbirinden ayrılması gibi, FETÖ ile Cemaat de birbirinden tamamen ayrılmalı ve ayrı değerlendirilmelidir.

Devlet Cemaat (FETÖ)’e, bölge DBP (HDP/PKK)’ye bırakıldığı halde, ikisi de ihanet ettiler. Halkımız; referandum ve cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde, bu ihanetin bedelini, iki terör (FETÖ/PKK) örgütüne de ödetecektir. Halk bunun hesabını soruyor ve sormaya da devam edecektir. Burada işletilmesi gereken, hızlı ve ADİL bir ADALET sürecidir.

17. Kürtler: Kürtler referandumda, PKK ve HDP’ye büyük bir ders vermeye hazırlanıyorlar. AK Parti eğer süreci iyi yönetebilirse, Kürtler’in büyük çoğunluğu EVET diyecektir. Kürtler, HDP (PKK)’nin seçimlerde aldığı oydan daha fazla EVET oyu verirse, HDP/PKK marjinalleşmesi de hızlanır. Kürtler referandum sürecinde aynı zamanda, MHP ittifakına da oy verecekler. Bu hem Kürtler hem de MHP için büyük bir fırsattır. Referandum sürecinde Kürtler’deki MHP fobisi de kırılmış olacaktır.

Hayır oyu verecek olan Kürtler’i boykot etmeye yönlendirmek, EVET oyu verecekleri de sandığa götürmek etkili olacaktır.

AK Parti’nin MHP’ye değil, MHP’nin AK Parti’ye yaklaştığı vurgulanmalıdır. AK Parti’nin MHP’ye değil MHP’nin değiştiği ve AK Parti’ye benzediği vurgulanmalıdır.

18. Aleviler: AK Parti ve ERDOĞAN, Aleviler’i dışlayabilecek söylem ve eylemlerden uzak durmalıdır. Türkiye’nin hiç kimseyi kaybetme ve yok sayma (şiddete bulaşanlar hariç) lüksü yoktur.

19. Kadınlar: Kadınların çoğu AK Parti’ye oy vermektedir. Bütün Türkiye’de ve özellikle de Güneydoğu’da, kadınlar üzerinden seçim çalışması yapmak, son derece etkili olacaktır.

20. Ekonomi: Göreceli bir ekonomik kriz yaşanmaktadır. Bu ekonomik kriz referandumu etkilemez ama, cumhur-başkan seçimini ciddi derecede etkileyebilir. Bu durum dikkate alınarak hareket edilmelidir.

21. Bayraklı Mitingler: Sadece bayraklı mitinglerin yapılması, milli bilinç için de önemlidir. Bütün partiler ülke bayrağı altında seçim çalışması yapmalıdır. Bayrağımız bütün halkların ortak sembolüdür. Ortak sembolümüz, en milli değerimizden biri haline getirilmelidir. Referandum süreci aynı zamanda bunun için de büyük bir fırsattır. Her fraksiyon, Türkiye Cumhuriyeti bayrağı altında düşüncesini benimsetmeye çalışmalıdır.

22. İstikrar: Referandum ve cumhurbaşkanlığı seçimlerini etkileyecek en önemli olgulardan biri de “istikrar” vurgusudur. Halk istikrar istiyor. İstikrarın, ancak ADİL (ADALET) bir sistem (başkanlık) ile sağlanacağı etkili bir şekilde anlatılmalıdır.

23. Diktatörlük: Sosyolojimiz diktatörlüğe asla izin vermez. Diktatörlük söylemleri üzerinde fazla durulmamalıdır. Referandum süreci, diktatörlük üzerinden tartışılmamalıdır. Bu büyük bir tuzaktır. “Ya diktatörlük ya parlamenter sistem” ikilemi büyük bir tuzaktır. Bu tuzağa düşülmemelidir. Diktatörlük kelimesi bile mümkün olduğunca kullanılmamalıdır. Güçlü lider(lik) ile diktatörlük, aynı şeyler değildir.

24. AK Parti’nin Tembel Teşkilatları: AK Parti teşkilatlarının tembel olduğu ortadadır. Toplumu harekete geçiren asıl ve en büyük güç, ERDOĞAN faktörüdür. Özellikle Güneydoğu teşkilatları son derece tembeldir. AK Parti, teşkilatlarını harekete geçirip çalıştıramazsa, büyük bir hayal kırıklığına uğrayabilir. Referandumdan % 65 üzerinde EVET çıkma ihtimali son derece yüksektir. Eğer % 65 altında EVET çıkarsa, bu başarı değil, başarısızlıktır.

25. OHAL: Gönül isterdi ki; referanduma OHAL şartlarında gitmeyelim, OHAL’e en azından ara verelim. Ama, öyle görünüyor ki, gevşetilmiş bir OHAL uygulaması ile referanduma gidiyoruz.

26. ERDOĞAN FAKTÖRÜ: Referandum ve cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde, en önemli faktör hiç şüphesiz ki; ERDOĞAN’dır. Erdoğan’ı etkileyebilecek en önemli faktör ise, BAHÇELİ (MHP)’nin referandumdan sonra, buraya kadar demesidir. Yani BAHÇELİ’nin, “referanduma EVET, Erdoğan’a hayır” demesidir.

Ayrıca, Erdoğan’ın yaşlandığı algısı oluşmamalı. Bu kadarı yeterli, köşene çekil, başkaları da yönetsin, yeni yüzler istiyoruz, yeter artık,… algısı da oluşmamalı. Referandum da cumhurbaşkanlığı seçimleri de ERDOĞAN ve CHP arasında olacaktır. Fakat, AK Parti içerisinden de (CHP, MHP, HDP,… destekleyebileceği) sürpriz adaylar çıkacaktır. Bu sürpriz adaylar için şimdiden çalışılmalı ve stratejiler üretilmelidir.

Sonuçta ne olursa olsun, ADİL bir sistem ve ADİL bir Hükümdar (Hakan/Halife/Başbuğ/Başkan) olmalıdır. ADALET olmayacaksa, hiçbir şeyin anlamı yoktur. Kimsenin kimseden korkmayacağı, ADİL bir sistem kurmalıyız. Ancak, ADALET bütün Türkiye’yi bir arada tutabilir. ALLAH, Adil olmayı emreder.

Şüphesiz ALLAH, adaleti, iyilik yapmayı ve akrabaya yardım etmeyi emreder;  hayasızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor. (Nahl Suresi, 90. Ayet)
.

  
487 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın